Son Yazılar

Son Yazılar

Ağustos, 2017

  • 30 Ağustos

    TEMEL ÖLÇÜ- SIR İDRAKİ Salih Mirzabeyoğlu

    “TEMEL ÖLÇÜ – SIR İDRAKI Bir şeyi görmek için, bir gören, bir görünen şey, bir de ışık lâzım… Bunun gibi, “bilgi”nin meydana gelmesi için, bir BİLEN, bir BİLİNEN ve ışık unsuru olarak DOĞRU DÜŞÜNCE lâzım… Bilindiği üzere, “doğru düşünce olmadan, doğru düşünce faaliyeti olmaz”… Düşünceden bahsedebilmek için de dil lâzım… İlk dil, ilk insanla vardı; ve ilk insan, ilk Peygamberdi… …

    Devamı »

Mayıs, 2017

  • 6 Mayıs

    Allah İçin Ticaret

      Allah İçin Ticaret Gökteki yıldızlar​ yön bulmak içindir, Karanlık gecede yolcuya ümittir. Resûl verdi misâli sahabe için, O dedi ki; “İstediğinizi seçin!” İşte bir tablo çağları aşan, bize, Yolumuzda ışık, rehber hepimize. Ebu Dahdah, Medine’de bir sahabi, Cennet için atardı O’nun hep kalbi. Nazil olmuştu “Allah’a borç” ayeti, Duyar duymaz hemen yaptı ticareti. O’nun çok güzel bir hurmalığı vardı, …

    Devamı »

Mart, 2017

  • 25 Mart

    Şehid Ünsal Zor

    ÜNSAL’A Yiğitlik, şecaat, kahramanlıkta ün saldı, O Kumandan’ın has evladı, adı Ünsal’dı. Boyun eğmedi zalime her zaman dik durdu, Düşmanları onu böyle gördükçe kudurdu. Dosta güven düşmana korku oldu her zaman, Kavgada görseydiniz O’nu yaman mı yaman. Kumandan dedi ki; “Üzerinizden aldı yükü!”, İslâm davası içindi hayatı ve ölümü. (Mayıs 2016) Bir şehidin ardından ne söylenebilir ki? O, zaten şehadeti …

    Devamı »
  • 2 Mart

    Üstad’ın kaleminden H. Nihal Atsız

    Gelelim Nihâl Atsız’a… Sene 1950… Büyük Doğu idarehanesine gelmiştir. O zamana kadar tanıdığım ve yüzyüze geldiğim biri değil. Yalınız koyu ırkçılığı ve (Hitler) vâri sağ kaşı üzerine uzattığı saçlariyle (karikatür)leştirdiğini bildiğim, Dr. Rıza Nur yetiştirmesi bir adam… Peyami Safa onun için, Nâzım Hikmet’e koyduğu teşhis ile “tam bir ahmak!” derdi: – Havası, esprisi, mizaç renkleri olmayan biri… Konuştuk. Büyük Doğu’ya …

    Devamı »

Şubat, 2017

  • 21 Şubat

    Dâr’ül-Harb ve Dâr’ül-İslâm- Seyyid Abdülhakîm Arvâsî

    Dâr’ül-Harb ve Dâr’ül-İslâm   Dâr’ül-harb diye, ahkâm-ı şer’iyyenin cârî olmadığı memâlike denir. Ahkâm-ı şer’iyyenin cârî olmadığı ülke ister müslümân ister müslümândan gayri kimselerle meskûn olsun dâr’ül-harbdir. Ahkâm-ı şer’iyyenin cârî olduğu yerler dâr’ül-islâmdır. Ahâlî gerek müslim ve gerek gayrimüslim olsun. Bu cereyândan murâd, mehâkim ve hukûmetce olan cereyândır. Yoksa eşhâs beyninde cereyân-ı ahkâma bu bâbda hüküm yokdur. Zîrâ şahs-ı müslim her …

    Devamı »