Son Yazılar
Başlangıç » Din ve Tasavvuf » NİYAZİ-İ MISRİ DİVANI -MEHDİ’NİN BENİ ASFAR İLE SAVAŞI

NİYAZİ-İ MISRİ DİVANI -MEHDİ’NİN BENİ ASFAR İLE SAVAŞI

NİYAZİ-İ MISRİ DİVANI
MEHDİ’NİN BENİ ASFAR İLE SAVAŞI
Muhakkikler dimişlerdür Benî Asfar durur Efrenc 
Delîl-i müntehâsıdur emân ile gelür İsveç
Benî asfar zuhûrunda dalâletler olur peyda
Tulû-ı kevkeb-i şarkdan mesâlibdür anun Mec
Milel küfründe bu kâfir nice sâl eyleye pervâz
Mukaddemden olur anun remîniyle Bisenc
Kara Eflak ile zıddeyn olur bunlar dahi ol
Tatar dahi ider yağma geçer suyu gözünü aç
Civâr-ı Tuna’da olan karındaşlar çeker zahmet
Dühûl-i erba’în içre sakın durma hemân kaç
Tetebbu eyle târihin tokuz tarh it birin al
Muhakkik evsatın ahz it müzekkerle olur ihrâc
Mehdî’nin gelmesinden önce zamanın çocuklarını yaşarlarsa görebilecekleri birçok alamet gelir. Beni Asfar’ın çıkması alametlerdendir. Onlar Bosna’ya saldıran Frenklerdir. Karadeniz tarafından Moskovalılar, onlara yardım edecekler. 

(Bistâmî, Cifr’ul Câmî
adlı eserinde Mehdî’nin çıkış tarihi ile ilgili şu hesaplamayı yapar:
Besmeledeki harflerin ebced hesaplamalarına (küçük ebced) göre sayısal
değeri 784’tür. Mehdî’nin çıkış tarihi hicri 784 olarak düşünülse de bu
doğru değildir. Çünkü bu hesaplamada sadece harflerin değeri
toplamıştır. Hesaplamada harflerin okunuşundaki sayısal değerlerin
(büyük ebced) göz önüne alınması gerektiğini ileri süren yazar, bu
hesaplama ile 1392 ve 1403 olmak üzere iki sonuca ulaştığını belirtmekte
ve Mehdî’nin çıkış tarihinin hicri takvimine göre bu tarihlerin
olabileceğini savunmaktadır. Ayrıca sonraki sayfalarda Hz. Ali
kerremâ’llâhü veche ye atfedilen bir sözü aktarmaktadır:
“Besmeledeki harflerin sayısı hicri yıla göre tamamlansa İmam Mehdî’nin doğum zamanı olur. Onun çıkışı Ramazan ayının akabinde olur” Bistâmi’nin önceki hesaplamayı Hz. Ali kerremâ’llâhü vecheye atfedilen bu rivayete dayanarak yapmış olması muhtemeldir.
Hz. Ali kerreme’llâhü veche meşhur
divanında Hz. Mehdî ve bazı ahirzaman hadîsatından bahsetmiştir. Bu
divanın Müştakzade şerhinden aldığımız bir kısmı şöyledir:
Tercümesi: Âyâ oğlum! (…) cûş ettiklerinde (kaynadığında, karış­tığında…) Mehdî-i Âdil’e muntazir ol…
Allah Teâlâ izin verirse, galip gelirler, sözünün hükmünün açığa çıkacağı zaman gelecektir. Ve müslümanlar tarafından galibiyet vaki olacaktır. Ve insanlar Allah Teâlâ’nın izin vereceği zamana kadar güvende ve mutlulukta olacaklardır. 
Sonra Bizans şehirlerinin çoğunda, namaz kılmanın zorlaşacağı bir zaman gelecek. Bilakis oranın halkı Şam’a intikal etmede sıkıntı çekecektir. Kâfirlerin saldırıları Haleb’e kadar ulaşacak. Allah Teâlâ, Haleb’i de Şam’ı da onların istilalarından korusun. Şüphesiz mukaddes arz oraya delalet etmeyecektir.
İslamiyetin zevalinin sonlarına doğru Osmanlı Devleti hakikat ehlinin ittifakı ile Mehdî’nin zamanında sona erecektir. Nasıl ki İsâ aleyhisselâmın hilafeti, umumi hilafetin sonu ise, Mehdî’nin hilafeti de hususi ve Muhammedi hilafetin sonudur.
Benî asfar zuhûrunda dalâletler olur peyda
Tulû-ı kevkeb-i şarkdan mesâlibdür anun Mec
Benî asfar zuhûrunda sapıklıklar açığa çıkar
Doğudan bir yıldız doğar mesâlibdir anun Mec
Ahmed Bîcan, eseri Envâru’l-Âşıkîn’de Hz. M…….’e atfedilen şu rivayeti ve hadiscilerin yaptıkları yorumu aktarır: Hz Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle söylemiştir.
“Kıyamet altı nesneden sonra kopar: Veba yaygınlaşır, Beytü’l-Mukaddes açılır, tüm âlemde ölüm olur, 100 altının bile kişilerin ihtiyacını karşılamayacak şekilde zenginlik olur, Araplar arasında fitne yaygınlaşır, Müminler âlemi ele geçirir ve Beni Asfar ile anlaşma yaparlar. Daha sonra kâfirler anlaşmayı bozarlar ve galip gelirler. Bundan sonra benim ümmetime fitne ve savaş girer ve kıyamet kopana kadar fitne ve savaş sürer.
Muhaddisler der ki, Benî Asfar ile Frenkler birleşip her bir sancağın altında 12000 askerin bulunduğu 80 sancak ve toplamda 960.000 asker ile Batıdan hücum ederler. Fakat Müslümanlar, Kostantiniyye, Roma ve “Amûriyye” dışında Batıdan ve doğudan bütün dünyayı kâfirlerin elinden alır. Fakat bundan sonra hâkimiyet kâfirlerin eline geçer (Ahmed Bîcan 1301: 368)
İmam Mehdî İle Asfaroğullarının Büyük Savaşı
Bistamî’nin Cifr’ul Câmi isimli kitabında Mim harfi ile Hıristiyan taifesi arasında büyük bir harp olacağını belirtir. Mim harfinden maksadın İmam Muhammed Mehdî aleyhisselâm olduğu da açıklanmaktadır.
Daha sonra Küçük Savaş da denilen Cezire-i Rumiyye (Rum Adası) Cengi olacağı ve Mehdî aleyhisselâmın Rum adasını fethedeceği ifade edilir. (Cezire-i Rumiyye: ya Anadolu, yada İtalya)
Kitaptaki resimin konu metnide şu şekilde açıklanmaktadır: “Müellif, Rumiyye adasının tasviri içinde olan şehirleri hisarları ile altın kaplı ve içinde altından “maksure” li kilisesiyle bu mahalde birkaç surete işaret edip sonra tasvir itmeyip bir bir işaret olundu. Bu mahalde İmam Mehdî ile Asfaroğulları arasındaki büyük savaş tasvir olundu” ve ortadaki yüksek tepenin solunda, haç alemli siyah sancak ve üzerine sarık sarılmış fesleriyle Asfaroğulları taraftarları bekleşirken tepenin sağında kırmızı sancaklarıyla Mehdî taraftarları yer almaktadır. Tepenin ön tarafında atlı Mehdî askerleri, kaçışan, atlı Asfaroğulları askerlerini kovalamaktadır. Yerde ise Asfaroğulları askerlerine ait kesik kol ve kafalar saçılmıştır.
Mehdî aleyhisselâmın çıkışından evvel onun devletinin belirmesi amacıyla her tarafı aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacağı şeklinde rivayete rastlanmaktadır. 
Tatar Sipahilerinin Mehdî Askerleri İle Buluşmaları
Mehdî’nin ortaya çıkışından önce Maveraünnehir’de Haris isimli birinin ortaya çıkacağı geçmektedir. Bu kişi askerlerinin öncülüğünü Mansur adlı bir Tatar yiğidine verir. Mansur askerleriyle memleketinden çıkarak Mehdî askerlerine karışır. Mehdî askerleri ile Edirne üzerinden gelen Tatar sipahilerin buluşurlar.
 Ahir Zamanın Mehdîsi (Mehdî-i ahir ez-zaman) olarak
sıfatlandırılan Kanuni Sultan Süleyman fetih hareketleri için
Tatarlardan askeri yardım istemiş, Tatar Hanı Sahip Giray Han da bu
istek üzerine İstanbul’a kalabalık bir ordu göndermiştir. Ayrıca daha
sonraki yıllarda Tatarlar, Rusların Osmanlı devletine karşı büyük bir
saldırısını engelleyerek (1554), Rusları bozguna uğratmışlardır.
Osmanlı-Tatar ilişkilerinin düzeyine işaret eden bir olay da Seyehatnâme’de geçmektedir. Evliya Çelebi Seyahatname’nin
başında gördüğü bir rüyayı anlatırken Tatarlara yapılacak bir yardımdan
bahsetmektedir: Rüyasında kendisini Ahi Çelebi camisinde gören Evliya
Çelebi, camide aynı zamanda Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin
dört halifesi ve arkadaşlarının da bulunduğunu fark eder. Kendisini
Sa’d Vakkas olarak olarak tanıtan birine topluluğun burada toplanma
nedenini sorar. Sa’d Vakkas Tatarların askeri bakımdan sıkıntıda
olduklarını, onlara yardım için İstanbul’a geldiklerini ve oradan Tatar
Hanı’na yardıma gideceklerin söyler.
 Tatarların Sultan Süleyman
zamanında Osmanlılara yardıma gelmiş olması, metinde geçen Mehdî’nin bu
kez Sultan Süleyman ile ilişkilendirildiğini düşündürmektedir. Kanuni
Sultan Süleyman’ın aynı zamanda Mehdî-i ahir ez-zaman olarak
vasıflandırılması bu fikri desteklemektedir. Metinde Mehdî ile Tatarlar
arasında bağlantı kurulması, dolaylı anlatımla Sultan Süleyman’ın
Mehdîliğini vurgulamaktadır. 
 Civâr-ı Tuna’da olan karındaşlar çeker zahmet
 Dühûl-i erba’în içre şakın durma hemân kaç

 Tuna Nehri civârında olan kardeşlerimiz çeker zahmet
 Sakın durma kırk gün içinde hemen kaç
 
 Tuna
nehri, Almanya’nın güneyinde Karaorman (Schwarzwald) bölgesinde Brege
ve Brigach dağ ırmaklarının 678 m yükseklikteki Donau-Eschingen
(Donaueşingen)’de birleşmesiyle meydana gelir. Tuna kaynağı
Donaueschingen kasabasından fışkırarak ufak bir kanal sayesinde Brigach
nehrine döküldüğü noktadan itibaren bu nehrin ismini Tuna diye
değiştirir.
 Donaueschingen’den Karadeniz’e döküldüğü Sulina limanına
kadar uzunluğu 2779 km’dir. Bunun 2415 km’si üzerinde Seyrüsefer
yapılmaktadır. Tuna nehri coğrafi bakımdan üçe ayrılır kaynağından
Gönyü’ye kadar yukarı Tuna (988 km), Gönyü’den Turnu Severin’e kadar
Orta Tuna (860 km) buradan nehir ağzı Sulina kadar aşağı tuna (931 km).
Kaynağından denize döküldüğü noktaya kadar Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova ve Ukrayna olmak üzere toplam 10 ülkenin topraklarını kat etmektedir.
 Tuna
Nehri nehir taşımacılığına çok uygundur. Hollanda’dan Ren nehrinden
başlayan seyahat kanal geçişleri ile Tuna üzerinden Karadeniz’e kadar
seyahat edilebilir.
 
 Tetebbu eyle târihin tokuz tarh it birin al
 Muhakkik evsatın ahz it müzekkerle olur ihrâc

 Târihini iyice araştır dokuz çıkar birini al
 Muhakkak ortasını al müzekkerle olur ihrâç
 Niyâzî-i
Mısrî kuddise sırruhu’l-azizin bu beyitlerde bahsettiği tarihi olaylar
için yeterli bilgimiz olmadığından tam olarak yorum yapamıyoruz. Fakat
zaman içerisinde bu bahse konu zuhûratların oluştuğu veya olduğu kesin
olma ihtimali çok yüksektir. Çünkü Niyâzî-i Mısrî istihraç konusunda
yeterli ilime sahiptir.
Like
Beğen Muhteşem Haha Şaşırtıcı Üzücü Kızgın

Hakkında: vadetamam

Kontrol Ediliyor

Ashab-ı Uhdud

  «Uhdûd ashabının canı çıksın.» Uhdûd ashabına la’net olsun. Uhdûd toprağa kazılan kazıdır ki cem’i …

Ashabı kiram ve bilhassa Hazreti Muaviye hakkında başlıca kütübi islâmiyenin hüsni şahadeti ve eazimi ümmetin nezih kanaatleri:

(1) (Kur’anı mübîn): Allah Taalâ Hazretleri kitabı kerîminde bütün ashabı kiramı sena ediyor. Muhammed Allahın …

4 yorumlar

  1. Esselamu aleykum. Yazınızı okudum, bir iki tashih şart oldu. بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ebced-i sağir ile 786, ebced-i kebir ile 1553 eder. "be" harfi sayılmazsa "784" ve "1550" olur. Beni Asfar (sarı oğulları) frenk ve rum yani avrupa milletlerine baktığı gibi şam ve halebi virane eden ve kendilerine "hizbullah" diyen "hizbüşşeytan" ordusunun alamet-i farikası olan bayrak ta "sarı" renktedir. Bu da nazar-ı dikkate alınmalıdır. Eğer yazınızda geçen tarihler sahih ise kullanılan ebcedin usul ve detayları hakkında izahat gerekir. Fiemanillah…

    • Aleyküm selam; yazıda sözü geçen ebced hesabı Bistâmî'nin Cifrül Cami eserinde geçmektedir.

    • 2.dunya savasini anlatmis misri hz…1950 ortasi 9 cikar 1941 .1 al 1942.evet hittlerin zalimligi tamda o sene dis ulkeler sicrar…40 gun icinde dedigi bosnada ve tuna civarinda bulunan muslimlerin turkiyeye gecmeleri gerekmektedirl der vesselam

  2. kim cüş ettiğinde hz. alinin sözünde?orayı neden … yaptın?Türk kelimesi olduğu için mi bre gafil!!!Türk düşmanı müslüman müsveddesi adam,Türk ile sorununuz ne?kafanıza göre yoruyorsunuz herşeyi cahiller.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir