Son Yazılar
Başlangıç » Şahsiyetler » Tuğrul Bey-4 Eylül 1063

Tuğrul Bey-4 Eylül 1063

Tuğrul Bey,  990 tarihinde Horasan’da doğdu. Tuğrul, çakırdoğan, yırtıcı kuş demektir.

Tuğrul Bey,  Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu ve ilk hükümdarıdır. Tuğrul Bey, Oğuzlar’ın Kınık boyundan olan Selçuk Bey’in torunudur. Tuğrul Bey’in babası Mikail Bey, akın esnasında şehit düşünce, kardeşi Çağrı Bey ile beraber dedesi Selçuk Bey’in yanında büyümüştür. Tuğrul Bey’in çocukluğu Cend şehrinde geçti.

Selçuk Bey’in vefatıyla amcası Arslan Yabgu’nun Selçuklu ailesinin reisliğini almasına, kardeşi Çağrı Bey ile itiraz etmedi. Ancak dedelerinin vefatından sonra iki kardeş Cend şehrini terk ederek batıya göç ettiler. Burada Maveraünnehr hükümdarı İlek Nasr’ın kendilerine karşı düşmanca siyaseti üzerine Çağrı Bey ile Karahanlı hükümdarı Buğra Hanın ülkesine gittiler. Tuğrul Bey, Karahanlılar ülkesinde hapis edildiyse de, Çağrı Bey, Buğra Han ordusunu yenip pek çok esir aldı. Alınan esirler karşılığı Tuğrul Bey serbest bırakıldı. Tekrar Maveraünnehr’e döndüler. Buhara hakimi Karahanlı Ali Tegin’in aleyhlerine faaliyeti ve yeni durum üzerine Tuğrul Bey çöle çekildi. Çağrı Bey de yeni vatan keşfi için Rum Gazasına çıktı. İki kardeş, Rum Gazasından alınan ganimetlerle çok zenginleştiler.

Arslan Yabgu, 1205’te Gaznelilerce esir alınıp, Hindistan’da haps edilince, iki kardeş ortak iktidar sistemiyle Selçuklu ailesinin lideri oldu. Liderliği Karahanlı Ali Tegin tarafından şüpheyle karşılanınca, ikili liderlik sistemi yerine amcaları Musa’yı Yabgu yapıp, üçlü iktidar sistemine geçtiler. 1034 sonbaharında, Gaznelilerin müttefiki Oğuzlardan Şah Melik, Selçuklulara ani bir baskın yapınca, zayıfladılarsa da, tekrar toplandılar. On bin kişilik kuvvet toplayarak Gaznelilere ait Horasan’a girdiler. Gazneli Mes’ud’un ordusunu 20 Haziran 1035’te Mesa’da yendiler. Gaznelilerle antlaşma yapıp; Nesa, Ferave ve Dihistan’ı aldılar. Ayrıca Tuğrul Beye Gazneli Mes’ud tarafından hakimiyet alametlerinden olan hil’at, at, menşur ve sancak gönderildi. Tuğrul Bey antlaşmayla Nesa’da Gaznelilere tabi federal bir devlet kurmuş olmasına rağmen, resmi ilanı yoktur.

Tuğrul Bey ve diğer Selçuklu hanedan mensupları toprak sahibi olunca, Oğuz boyları ve kabile reisleri yanlarına akın edip, toplandılar. Tuğrul Bey, çok güçlenip, bölgenin nüfusu artınca; Gazneli Mes’ud’a önceki üç şehrin dar geldiğini bildirip, 1037’de Merv, Serahs ve Baverd’iyi de istedi. Bu şehirlere karşılık da Gaznelilerin maaşlı askeri olma ve Horasan’daki asayişi temin etme taahhütünde bulundular. Teklifleri oyalamaya alınınca, Tuğrul Bey küçük gruplar halinde akın harekatı yaptırdı. Çağrı Bey’in idare ettiği akınlarda Selçuklular Cüzcan, Talekan ve Faryab’dan Rey’e kadar harekatta bulundular. Selçuklu akınlarını durdurmak için Gazneli Mes’ud’un gönderdiği ordu Serahs yakınında 1038 Haziranında yenildi. Zafer sonrasında toplanan kurultayda Tuğrul Bey, hükümdar ilan edildi. Bu kurultay kararı ve 1038 tarihi Selçuklu Devletinin kuruluşu olarak kabul edilir.

buyuk-selcuklu-devleti

Tuğrul Beyin Nişapur’da istiklalini ilan etmesi, Gazne’de hoş karşılanmadı. Çağrı Bey, 1039 yılında Gaznelilerle iki kere muharebe yapıp, yenildi. Tuğrul Bey ve diğer Selçuklu hanedanları, Gazneli Mes’ud’un düzenli ordusuna karşı gerilla harpleri yapıp, onları yıprattılar. Gazneli Mes’ud, antlaşma istedi. Tuğrul Bey, Gaznelilerin türlü metodlarla Selçukluları Horasan’dan çıkarabileceklerini tahmin ederek, zaman kazanmak ve hazırlıkları tamamlamak için çöle çekildi. Sultan Gazneli Mes’ud’un 1040 Baharındaki Tus ve Serahs istikametindeki harekatı üzerine Selçuklular, Tuğrul Beye başvurup, harekete geçmesini istediler. Tuğrul Bey, 1040 Mayısında çölden çıkıp, Serhas’ta Gazneli ordusuyla karşılaştı. Gazneliler ot ve yiyecek sıkıntısı çektiğinden Merv’e hareket edince, Tuğrul Bey’in kumandasındaki Selçuklular, sağdan ve soldan taarruzla Gaznelileri taciz ettiler. Dandanakan Kalesi önünde yapılan asıl muharebede Gazneliler bozuldular.

23 Mayıs 1040 tarihinde kazanılan Dandanakan Zaferiyle, Tuğrul Bey tekrar tahta oturdu. Tuğrul Bey zafer sonrasında ele geçen ganimetle zenginleşip, kumandanlara pek çok ihsanlarda bulundu. Kurultay toplandı. Kurultayda devletin temel stratejisi tespit edilip, planlar yapıldı. Bağdat’taki Abbasi halifeliğine bağlılık ve hürmet ifade eden mektup gönderildi.

Tuğrul Bey, kardeşi Çağrı Bey’i Horasan valisi tayin eden Tuğrul Bey İran’ın büyük bir bölümünü ele geçirdi ve Selçuklu topraklarını Anadolu’ya kadar genişletti. 1055 yılında Bağdad merkezli Abbası halifesi olan Kaim Bağdat’ı ellerinde bulunduran Şii mezhepli Buveyhoğulları’na olan bağımlılıktan kurtulmak için Tuğrul Beyin yanına; büyük İslam alimlerinden olup, sosyal ve devlet idaresi hakkında Ahkam-üs-Sultaniye isimli eserin sahibi olan Maverdi’yi gönderek Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey’den yardım istedi. Bağdat’a asıl iktidar gücü olan halifelik muhafız güçleri komutanı olan Türk asıllı ama Şii mezhepli “Basasırı” destek görmeyi önceden kabul etti. Ama sonra “Basasırı” bu görüşünden ayrıldı ve Buveydiler ile aksi düştü. Halife Kaim de bu ayrılıktan istifade edip Tuğrul Bey’i Bağdat’a davet etti. Tuğrul Bey Abbasi halifesini Şii’lerden kurtarmak için 1055’te Bağdat’a yaptığı seferde Buveyhoğuları ile savaştı ve onları ağır bir yenilgiye uğrattı. Irak’da son Buveyoğulları hükümdarı olan El-Meliku’r-Rahim’i esir alan Tuğrul Bey bu devlete son verdi.

Tuğrul Bey Bağdat’a girip Abbasi halifeliğinin koruyuculuğunu üzerine aldı. Fakat tam bu sırada Selçuklu idaresinde bulunan ülkede Tuğrul Bey aleyhine üvey kardeşi İbrahim Yinal isyan etti ve büyük sayıda Türkmen de bu isyana katıldı. Tuğrul Bey isyancı üvey kardeşi İbrahim Yinal ve Buveyhoğulları orduları ile zor bir savaşa girmek zorunda kaldı. Aralık 1058’de 400 atlı süvari bedevi Banu Hilal aşiret birlikleri başlarında 1055’de Bağdat’dan sürülmüş Basasırı olarak Bağdad’ı işgal ettiler. Şehirde camilerde Kahire’de bulunan Şii Fatimiler halifesi Mustensir adına hutbe okuttular.

1060 yılında Tuğrul Bey İbrahim Yinal isyanını bastırdı ve Fatimilerin eline geçmiş olan Bağdat’ı ele geçirdi. Abbasi halifesi Kaim’in tekrar Bağdat’a dönmesini sağlayan Tuğrul Bey, halifenin kızı Seyyide Fatıma el-Betül ile evlendi. Halife Kaim, Tuğrul Bey’e Sultan, Ruknuʾd-Devle (Dinin direği) ve Malikul-Meşrik ve Magrib (Doğu’nun ve Batı’nın Sultanı) unvanlarını verip onu Sultan ilan etti.

Tuğrul Bey’in ilk eşi tutulmuş olduğu hastalıktan 1060 yılında Cürcan’da vefat etmiştir. Eşini kaybetmekten derin üzüntü duymuş olan Tuğrul Bey, eşinin cesedini Büyük Selçuklu Devleti’nin başkenti Rey kentine getirtirmiş ve orada defnettirmiştir. Tuğrul Bey, devamlı mücadeleyle geçen uzun yıllar sonunda çok büyük işler başardı.

Dünyanın en büyük devletlerinden birini kurup, Türk İslam alemine çok hizmeti geçti. Maveraünnehr’den Anadolu’ya, Irak’tan Azerbaycan ve Kafkasya’ya kadar olan ülkede huzur ve emniyet tesis etti. Yirmi sekiz ülkeye kendi hakimiyetini kabul ettirdi. Zirai, ticari faaliyet neticesinde iktisadi hayat gelişip, refah seviyesi yükseltildi. Bizans akınlarında çok ganimet alınıp, büyük gelir elde edildi.

Devlet teşkilatı muazzam şekilde tesis edilip, kuvvetli temeller üzerine oturtuldu. Selçuklu devlet teşkilatı, devrinde ve sonra kurulan Türk ve İslam devletlerine örnek oldu. Tuğrul Bey, yirmi beş yıl adalet, ihsan ve gazalarla geçen hükümdarlıktan sonra, hastalandı. Tuğrul Bey 4 Eylül 1063 tarihinde 73 yaşındayken çocuksuz olarak İran’ın Rey kentinde vefat etmiş ve yerine yeğeni Alp Arslan geçmiştir.

Fermanlarının başına sultanlık alâmeti olarak “Hasbiyallah” (Allah bana yeter) yazan Tuğrul Bey, beş vakit namazını cemaatle eda etmeğe azâmi gayret gösterirdi. Yanına cami inşa ettirmeden kendisi için mesken inşa ettirmezdi.

Kıyafeti itibariyle, alelade bir kumandandan, bir halktan farksızdı. Teşrifat kaidelerine riayet etmez ve önüne gelenle konuşurdu. Son derece mütevâziydi.

Fevkalâde âdil ve dürüst, son derece cesur ve kahraman, cüretkâr, samimi bir müslüman olan Tuğrul Bey ilim ve din adamlarına da çok hürmet gösterirdi. Din âlimlerine son derece hürmet eder, onları ziyaret ederek ellerini öper, dualarını alırdı.

Ayrılığa meydan vermemek için her türlü tedbiri alır ve ittihad-ı İslam için gayret gösterirdi. İslâm Âleminin birlik ve beraberlik içerisinde olmasını arzu eder ve bu ulvî arzunun tahakkuku için çalışırdı.

Like
Beğen Muhteşem Haha Şaşırtıcı Üzücü Kızgın

Hakkında: vadetamam

Kontrol Ediliyor

Şehid Gökhan Süfürler-21 Aralık 1996

Türkiye’den birçok cihad beldesine gidip, oralarda şehid olmuş ve isimlerini çoğumuzun bilmediği şehidlerimiz var. Allah …

Ahmet Kerse-31 Ocak 1983

Aslında her güne bir destan yazılabilir burada.. Anadolu’nun yiğit delikanlılarının destanını… Kimisi; evlenmeyi hayal ettiği …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir