Son Yazılar
Başlangıç » Din ve Tasavvuf » İstiğfar ve Salavat-ı Şerife

İstiğfar ve Salavat-ı Şerife

Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’nin Tasavvufi Ahlak isimli eserinin 2. cildinde yer alan bir bölümü istifadenize sunuyoruz…

Her şeyde matlub olan temizlik, zikrullahda daha evlâ ve mühimdir. Namaz için abdest ne kadar mühim ise zikrullah için de, her ibâdet için de istiğfar, o kadar mühimdir. İstiğfar iç temizliğidir ve bütün temizliklerin başıdır. Abdestsiz namaz olmadığı gibi, istiğfârsız da gönül temizliği olmaz. Gönül temiz olmayınca da, zikrullahın tesiri olmaz.

İstiğfarın azı yoktur. Çoğuna da hudud yoktur. Fakat yüzden aşağı kalmamak lâzımdır. İstiğfarı emr eden, Hak sübhânehû ve teâlâ Hazretleridir. (Sûre-i Müzzemmil, âyet 20).  Diğer birçok âyet-i kerîmeler de vardır ve bahusus, Resûl-ü Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) Hazretlerinin bilfiil kendilerinin yapması ve yapılmasını da tavsiye etmeleri istiğfarın ehemmiyetine delildir. Ebû Hüreyre (radiallahuanh) tarafından gelen rivayette, Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) Hazretleri (Allahü celle ve âlâya kasem ederek), “Ben günde yetmiş kereden fazla Allaha tevbe ve istiğfar ediyorum” buyurmuşlardır. Buhârî, Sahîh’inde böyle zikr etmiştir. İbni Mâce de, “Defterlerinde çok istiğfar bulunanlara müjdeler olsun.” buyrulduğunu rivayet etmektedir. Bazı kimselerin günde beşyüz ilâ beşbin kadar istiğfar ettiklerini duymuştum.

Herhalde istiğfar pek güzel bir iç temizliğidir. Gerek dille ve gerekse kalble yapılan istiğfarların neticesinde bakarsınız ki, insan bir gün gelir, tertemiz olmuş, bütün günahlardan arınmış, gayet güzel bir müslüman olmuştur. “Günahlardan kendimi kurtaramadıkça istiğfarın ne faydası olur?” diye sakın düşünme. İstiğfar, bir pişmanlık ve nedamet alâmetidir. Elbette ki günah işlememek matlubdur. Fakat kuluz; kusursuz olmamıza imkân var mıdır? İşlenen her günah için yeni bir tevbe ve istiğfar lâzımdır. Bunu behemehal yapmalıdır. Sen istiğfara devam ettikçe, hem zikir sevabı alırsın, hem de Cenâb-ı Hak’kın sana yardımını celb edersin. Sonra gönlünüz yumuşar. Hareketlerinize nedamet ve pişmanlık gelir.  Zamanla, o fena ve günah şeyleri tedricen bırakmış olursunuz.

estagfirullah

Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) Hazretleri hiç bir günahı olmadığı halde, günde yetmişden fazla tevbe ve istiğfar etsin de biz oturalım hiç olur mu? İstiğfar, evinize, gönlünüze, çocuklarınıza, aile ferdlerinize, ticaretinize, san’atınıza, devlet ve milletinize devamlı bir huzur ve rahatlık ve bolluk getirir.Yalnız sizin ihlâs ile istiğfara devamınız kâfidir. Hiç şüphe etmeyin ki, bir gün, Allah teâlâ nın pek güzel bir evliyası olabilirsiniz vesselam. Cenâb-ı Hak cümlemizi ihlâsla istiğfara devam eden kullarından eylesin, âmîn.

İkinci olarak, salâvât-ı şerîfelere devâm etmektir. Malûm olduğu üzere, feyzin kaynağı Resûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimizdir. Ona ne kadar çok salavât-ı şerfre getirilse yine azdır. Ne kadar çok ve ihlâsla salavât-ı şerife getirilirse Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem)le o kadar çok münasebet peyda edilmiş olur. Bu sebepten bazı bahtiyarlar, günde bin veya daha fazla salavât getirmişlerdir.

Salâvât-ı şerîfelerin nevi’leri de pek çoktur. Bir rivayette 12 bin salâvât-ı şerife olduğunu öğrenmiştim. Bütün büyük zevat, Hazret-i Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem)e irtibatları dolayısıyla, gönüllerinden doğan ve çok derin mânâlar ifâde eden salavât-ı şerîfeler yazmışlardır. Delâil-i hayrat gibi pek çok salavât-ı şerif eleri ihtiva eden kitablar vardır.

Delâil-i Hayrat sahibi bu kitabı yazdıktan sonra, o zaman müslümanların olan İspanya’ya gitmiş ve orada irtihâl-i dâr-i beka eylemiştir. Bilâhere İspanyollar tekrar ayaklanıp, maalesef müslümanların tefrikaya düşmelerinden istifade ederek, müslümanları İspanya’dan çekilmek mecburiyetinde bırakmışlardır. Bu Şeyh Muhammed Cezûlî Hazretleri’nin kabri bir rivayette, vefatından 23 sene geçdikten sonra, Fas vilâyetindeki Merâkeş şehrine nakli edilmek üzere açıldığı zaman, mübarek cesedi taptaze, sanki canlı gibi bulunmuştur.

Zâten mü’minler için ölüm yoktur.  Ancak bir âlemden diğer bir âleme göç vardır. Burası ilk Cennetidir. Burada gözlerini yumduktan sonra, hakîkî ve ebedî Cennet ve Cemâlullah vardır. Bundan dolayıdır ki, Cenâb-ı Hak, şehîd lere bile “öldü demeyiniz” diye bizlere tavsiyede bulunmaktadır. Çünkü onlar bu hayat mücâdelesinin mükâfatı olarak, Allah tarafından çeşitli ni’metlerle taltif edilmektedirler.

Öyle ise, azîz kardeş, sen de salavât-ı şerîfelere çok devam et ki, şehîdlere olan ihsanlardan sana da hisseler olsun.  Zîrâ, Resûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimize bir kere salavât-ı şerife getirene, Cenâb-ı vâcibül-vücûd Hazretlerinin taraf-ı Sübhâniyesinden on misli ile mukabele edeceği, (Müslim’in hadîs-i sahihinde) zikr edilmiştir.

İmâm Neseî’nin hadîsinde ise, bir salavâta on rahmetle beraber, on seyyiesinin silineceği ve derecesinin on kat artırılacağı beyan olunmaktadır. Tirmizî’nin rivayetinde ise, “Kıyamet gününde O’na en yakın ve şefâatine evleviyetle nail olacak kimsenin, O’nun üzerine en çok salavât getiren kimse olacağı” bildirilmiştir. Böyle olunca, ne kadar çok salât ü selâm getirirsek, o kadar çok bahtiyar olacağız demektir.

Cenâb-ı Hak hemen cümlemizi o Resûl-ü Pâk (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimize bol bol ve son derece ta’zîm, hürmet ve edeble salât-ü selâm getiren kulları arasına idhal buyursun, âmîn. Allahümme salli ala seyyidina muhammedin abdike ve resuliken nebiyyil ümmiyyi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim fi külli lemhatin ve nefesin bi adidi külli ma’lumin lek. denilirse daha a’lâ ve efdâl olur. İşte bu salavât-ı şerîfeyi güzelce ezberleyerek günde yüz kere okumaya devam etmenizi tavsiye ederim.

Bu salâtü selâmlar, menbâından alınan enerjiye benzer dersem acaba hatâ eder miyim? Salât ü selâmı ne kadar çok yapabilirsek, o kadar çok feyziyâb olacağımıza şüphe yoktur. Evet, bir salât ü selâmın bile, Hak sübhânehu ve teâlânın ve meleklerinin, mukabil selâmlan ve iltifatları ile karşılanması elbette bulunmaz bir devlettir.

Binâenaleyh salât ü selâmlar ne kadar çok olursa, Resûlullah (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimizin iltifatlarına o kadar çok mazhar olunacağında şüphemiz yoktur. Bir de Cenâb-ı Hak’kın husûsî olarak yarattığı melekleri vardır ki, bunların vazîfesi, dünyanın neresinde olursa olsun, Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) Hazretlerine getirilen salât ü selâmları, nerelerden ve kimler tarafından getirildiyse, derhal Efendimiz’e ulaştırmaktır. Fahr-i âlem Efendimiz de, bunlara mukabelede bulunurlar. Aman yâ Râb! Bu ne büyük bir lütuf ve ihsandır.

Ayrıca, Hâlık-ı zü’l-Celâl Hazretleri, kulun bir salât-ü selâmına mukabil on rahmet ihsan eder. Binâenaleyh, dünya ve âhiret saadetine nail olmak ve bütün işlerinde Cenâb-ı Hak’kın sana yardımını istiyorsan, Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem)Hazretlerine durmadan salât ü selâm getir.  Günde bin kere salât ü selâm getirenin, Cennetteki yerini görmeden ölmeyeceği gibi, kalbi ferah ve sürür içinde, bütün zulmetlerden salim olduğu halde, sayısız ilâhî nimetlere mazhar olacağı da ayrıca bildirilmektedir.

Bilhassa Cum’a günü ve gecesini hele hiç unutma. O günlerde yapacağın sâlât ü selâmların, diğer günlerdekinden çok daha feyizli ve bereketli olacağından şübhen olmasın. Sadaka vermeye gücü yetmeyen, sâir hayırlara iştirake imkânı olmayan kimseler için, Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) Hazretlerine salât ü selâm getirmek en büyük fırsattır.

Bir de bizim Cum’amız çok müstesna ve efdal bir gündür. Cum’a günü Adem (aleyhi vessellem)in yaratıldığı, ruhunun kabz olunduğu, Kıyametin de kopacağı ve birçok depremlerin olacağı rivayet edilen bir gündür.  Cum’a günlerinde Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) Hazretlerine çok salât ü selâm getirilmesini tavsiye eden Efendimiz: “Çünkü sizlerin salavâtlarınız o gün bana hemen arz olunur” deyince, Eshâb-ı kiram: – “Yâ Resülallah, bizim salât ü selâmlarımız size nasıl arz olunur? Siz de irtihal buyurduğunuzda çürüyüp toprağa inkılâp etmeyecek misiniz?” demek istemişler. O zaman Resûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimiz Hazretleri: – “Allah ü azze ve celle Hazretleri, Peygamberlerinin cesedlerini yemesini toprağa haram kıldı” buyurmuşlardır.

Hattâ duaların kabulü de bu salât ü selâmlara bağlıdır. Salât ü selâm getirilmeden yapılan duaları Cenâb-ı Hak kabul etmeyeceği gibi, salât ü selâm arasında yapılan duaları da red etmeyeceği ve kabul buyuracağı ayrıca bildirilmiştir. Şunu da unutmamalıdır ki, (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimiz Hazretlerinin mübarek ism-i şerifleri anıldığı yerde, derhal salât-ü selâm getirilmesinin lüzumu pek aşikârdır, gaflet olunmaya!

Salât ü selâmlar hakkında pek çok fevâid ve fezâil bildirilmiştir. Burada hepsini yazmağa gücümüz yetmez. Her mü’min ve muvahhide yakışan şey şudur ki, (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimiz’in emirlerine ve sünnet-i seniyyelerine son derece ve kemâl-i hürmet ve itâatla sarılıp, nehy ettiği bütün umur ve hususlardan da son derece sakınmağı kendine şiar edine.  Yoksa, onun emirlerine itaat etmeden ve sünnet-i seniyyelerine uymadan yapılan salât ü selâmların ne kadar şâyânı kabul olacağını erbâb-ı insafın takdirine bırakmak, zannederim daha doğru olur. Bu salât ü selâmlardan matlûb olan asıl gaye, (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimiz’e hâs ve makbul bir ümmet olmaktır.

Bunlar, dünya ve âhirette onun şefâat-i uzmâsına nail olmak için vesiledir. Yoksa dünyanın iyi olması, âhirette de şefaatine mazhar olması, onun emirlerine itaat etmeden nasıl mümkün olur bilmem?  Onun için sen yine durmadan salât ü selâm getir ve Allah ü celle ve âlâdan bu salât ü selâmlar hürmetine, emr ettiği istikâmete seni muvaffak kılmasını, cân ü gönülden iste. Eğer Cenâb-ı Hak duanı kabul ederse, hem günahlardan kurtulur, hem de matlûb olan istikâmete nail olursun, inşâallahü teâlâ.  Bu salât ü selâmların en güzeli, Delâil-i Hayrat denilen kitabı okumaktır. İçinde hemgâyet güzel dualar vardır, hem de Hizb-i A’zam diye pek güzel ve şâyânı tavsiye, duaları hâvî bir kitap vardır ki, ikisi birden okunursa pek güzel bir iş işlenmiş olur.

Like
Beğen Muhteşem Haha Şaşırtıcı Üzücü Kızgın

Hakkında: vadetamam

Kontrol Ediliyor

Ashab-ı Uhdud

  «Uhdûd ashabının canı çıksın.» Uhdûd ashabına la’net olsun. Uhdûd toprağa kazılan kazıdır ki cem’i …

Ashabı kiram ve bilhassa Hazreti Muaviye hakkında başlıca kütübi islâmiyenin hüsni şahadeti ve eazimi ümmetin nezih kanaatleri:

(1) (Kur’anı mübîn): Allah Taalâ Hazretleri kitabı kerîminde bütün ashabı kiramı sena ediyor. Muhammed Allahın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir