Son Yazılar
Başlangıç » Yazılar » Şeyh Ömer Abdurrahman’dan Mektup

Şeyh Ömer Abdurrahman’dan Mektup

Şeyh Ömer Abdurrahman, namı diğer “kör imam”, hapsedildiği Springfield Merkezi(Missori)’nden dışarıya
aşağıdaki mektubu gönderdi.

Mektubun içeriği sarsıyor ve küçük düşürüyor… Bizler bu mektubu sizler için yayınlıyoruz ve sizlerin de çoğaltıp yaymasını istiyoruz ki, dünyada saygı gören bir Müslüman alime Amerika neler yapıyor tüm Müslümanlar görsün ve artık bir şeyler yapsın!

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a,sâlât ve selam peygamberlerin önderi, Hz. Muhammed (sav)’in üzerine olsun. Onun ailesine, ashabına ve hesap gününe kadar ona güzelce tabi olanlara sâlât ve selam olsun.

(Benim tutuklu bulunduğum) hapishanedeki şartlar çok kötü ve ben aşırı derecede zayıf düştüm. Bu aşağıdakilerden görülebilir:

Onların dini özgürlükler ve ibadet özgürlüğü konusunda talep ettiklerinin tamamı haksızca. Ben Ekim 1995’de yakalandığımdan beri Cuma duaları yapma iznine dahi sahip değilim ve hatta cemaat içinde hiç dua etmedim.

Hapishanede onların muamelelerinde ön yargı ve ayrımcılık var. Diğer mahkumlardan birisi gardiyanları çağırdığı zaman, onlar cevap vermek için acele ederler. Ben saatlerce benim hücre kapıma vurmayı sürdürürüm, fakat hiç kimse benim ihtiyaçlarıma cevap vermez.

Ben aylardır, saçlarımı ve tırnaklarımı kesmeye gitmiyorum. Benim şartlarımda birisi (Şeyh kördür, şeker hastalığı çekmektedir ve aynı zamanda yaşı da ilerlemiştir) hiç kimse eşyalarını düzenlemek için yardım etmeksizin, hücre hapsine çarptırılmıştır.

Benim gecesiyle gündüzüyle konuşabilecek kimsem yok,  hücrem herkese kapatıldığından beri, diğerleriyle sosyalleşmeme izin vermiyorlar, bırakın Müslüman olmasını, Arapça konuşabileceğim kimseyle…

Ben gece ve gündüz bu şekilde duruyorum. Bu ne yalnızlık, bu ne zulüm? Bu onların çokça övündüğü ve yayın akışlarını ve haber mecmualarını doldurdukları insan hakları mıdır, bize işkence yaparak, bu şekilde bizi susturmak veya sesimiz kesmek? Siz hiç soyarak aramalarını veya haya bölgelerini teşhir etmelerini veya tüm iç ve dış elbiselerini doğduğumuz gün ki gibi soymalarını duydunuz mu?

Vallahi, bu her zaman beni ziyarete gelen bir arkadaş veya aile bireylerimi aklıma getirir (Amerika’da hiçbir akrabam olmamasına rağmen, bütün Müslümanlar benim ailemdir.) Her ziyaret, benim iki kez soyunmam gerektiğini ifade eder. Onlar, tüm elbiselerimi çıkarmam için bana emrederler ve ben bunun son olmasını dilerim.

Onun yerine, “Kıvırıcı” lakaplı, şef hapishane bekçisi, “Gün” lakaplı başka biriyle ve diğer gardiyanlarla gelir, bana uyluklarımı açmam ve onu ileriye kıvırmam için emreder. Ve sonra hayvanlar gibi –ben bunu söylemekten gerçekten çok utanıyor ve sıkılıyorum, ancak ben onu üzerimdeki baskıları azaltmak ve Müslüman ümmetine dininin gerektirdiği vazife ve sorumlulukları hatırlatmak için anlatacağım- onlar çok yakından, etrafımdakiler beni izler ve bana gülerken benim edep yerlerimi arar. Bekçi grupları etrafımda yarışır…

En uzun zaman bakmaya zaman harcayan ve denetleyen kişi, en iyi işi yapmış sayılır. Onlar bu şekilde beni küçük düşürür ve alçaltırlar. Çünkü ben bir Müslüman’ım ve onların yaptıkları şeyler, Allah tarafından açıkça yasaklanmıştır. Onlar neden bunu yapmalıydılar? Çünkü onlar avını buldular ve hedeflerini başardılar. Onlar benim edep yerimde ne arıyorlar? Benim hapishane hücresinden ziyaretçilerime verdiğim veya ziyaretçilerimin bana verdiği silahları mı, patlayıcıları mı veya ilaçları mı? Onlar her ziyaretçi geldiğinde bunu bana iki kere yaparlar ve bu yüzden ben utancımdan ve utanmaktan eririm ve bana bunu yapmalarındansa dünyanın açılmasını ve beni yutmasını dilerim. Bu dinlerini ve izzetlerini koruyan bu kişileri memnun eder mi?

Ey Mertlik ve Kardeşliğin insanları!

Feda ve Saygınlığın insanları!

Ey Allah’ın adamları!
Derin uykunuzdan uyanın!
Yankılanan seslerinizle dirilin!

Yola çıkın, Ey Allah’ın adamları ve sesinize her yerde duyulması için izin verin!

Ve tüm gücünüzle ve sesinizle korkusuzca seslenin!

Dirilin Ey Allah’ın adamları ve tek vücut olarak Hakkı ispat edip, tağutu reddedin!

“Ateş size dokunmayacak diye, size saldıranlara teslim olmayın!”

Hapishaneler alimler ve suçluların uyuması içindir?

Ölüm ümmetimi kuşattı.
“Allah-u Ekber” deyin ve yaşamak için ölümü anlatın!

Rüzgarların üzerine yuvalarını inşa eden ulusu kim uyandıracak? Onlar uyuşturuldu ve komplolara hiçbir tepki göstermez oldular. Eğer onların alimleri hücrelere doldurulursa onlar koyun gibi olup kaybederler.

Allah’tan korkan cesaretli adamlar yok mudur?
Tağutları yıkacak ve onları alçaltacak kuvvetli kelimeler yok mudur?

Bir olup dirilin!

Gelirinizin kaybolacağından korkmayın!

İslam Dünyası Dergisi’nden alıntıdır.

Like
Beğen Muhteşem Haha Şaşırtıcı Üzücü Kızgın

Hakkında: vadetamam

Kontrol Ediliyor

Sünnetin Önemi

  Bismillâhir-rahmânir-rahîm. Elhamdü lillâhi hakka hamdihî, ves-salâtü ves-selâmü alâ hayri halkıhî seyyidinâ ve senedinâ ve …

Ona “REİS” deyiniz!

  Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm fakat yazamadığım bir konu-anı… Unutmamak adına bugün sizinle paylaşmak istiyorum… …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir