Son Yazılar
Başlangıç » Şahsiyetler » Şehid Sancar Kartal-25 Ocak 2000

Şehid Sancar Kartal-25 Ocak 2000

SANCAR KARTAL’A

Ölümü sırtında taşıdı,

O Şehadet için yaşadı.

 

O kavgadan asla kaçmazdı,

Zalimlere göz açtırmazdı.

 

Her yiğide olmaz bu nasip,

Kumandan’dan helallik alıp,

 

Dizinin dibinde can verip,

Şehadet şerbetinden içip.

 

Sancar zulme isyanın adı,

Kartal olup açtı kanadı,

 

Ve uçtu, düşmanın üstüne,

Bir daha gelmemecesine.

 

Noel Baba. Hani şu Batı Emperyalizminin eve bacadan girmesi ile meşhur sembolü.

Tam da adına uygun şekilde bacadan girdi, 25 Ocak 2000’de…

Hem de, bombalarla, kurşunlarla…

Kendini devlet zanneden, azgın ve sapkın bir güruh, 25 Ocak 2000’de, 5 Aralık 1999 Zaferi’nin rövanşını almak için, Metris Cezaevi’ne “Noel Baba” ismini verdikleri bir operasyon düzenlediler. Henüz “Hayata Dönüş” operasyonları başlamadan çok önce yapılan, ilk hayata dönüş operasyonu idi bu.

Her zaman olduğu gibi “İslamcı”(!) etiketli medya-yazar-çizer takımına görünmedi, Metris Cezaevi’ndeki Müslümanlar. 

Başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere 60 civarı Müslüman’ı öldürmeye gelmişti, “Noel Baba” bacadan girerek. 

Ve destanlardan bir destan da o gün yazıldı…

Ve bir şehid; Sancar Kartal…

Herkese nasib olmayacak bir şehadetle, Kumandan Mirzabeyoğlu’nun dizinin dibinde ve O’ndan helallik alarak şehid oldu.

Sinop Boyabat doğumluydu Sancar. İbda’nın yiğit ve korkusuz akıncılarından biriydi. 

O gün Kumandan’a siper olmuş bütün akıncıların içinde en şanslısı O olmuştu. Şehadet gelip O’nu seçmişti kendine yar olarak…

Ve ne de yakışmıştı Sancar’a şehadet…

 

 

Şahitlikler…

Ev arkadaşımdı. Ben ülkücü hareketteyken de klasik ülkücü değildim… Sancar’la bir başörtüsü eyleminde tanıştım. İbda’ya sempatim olmakla birlikte zihinsel olarak duvarları yıkabilmiş değildim. Birlikte birkaç ay aynı evde Aczmendi abilerle kaldık… Sürekli konuştuk tartıştık… Ben bir mütefekkir olarak Mirzabeyoğlu’nu ve Üstadı çok okumuştum o dönemler… Murat vardı bir de… O çok gençti bize göre… Uzun tartışmalar sonrası Sancar’la kardeşçe ayrıldık… O bana sen putlarını kıramıyorsun dedi. Haklıydı ben ülkücüydüm-bbp- ve bir anda bütün o duvarların yıkılması zordu… Bundan başka İbda yoktur dedi bana rahmetli… Ben de bu İbda’ysa ben yokum dedim. Özellikle pkk meselesinde tıkanıp kalıyorduk. O daha farklı düşünüyordu… Hulasa ayrıldık. Bu güzel kardeşimle bir ay kadar sonra karşılaştık. İstanbul’a mahkemeye gideceğini söyledi. Gitme dedim. Adamlar tuzağı kurmuştur, hepinizi alırlar dedim… Gitti… Ve orada da alındı… Bu arada ben de iki kez alındım… Temde işkence gördüm… Sancar’lar o ara İstanbul’da idi… Haberim yoktu. Geri geldiklerinde işte o son karşılaşmada dedim gitmeyin… Gittiler… Ben ona dair çok güzel şeyler hatırlarım. Musluklar buz tutmuştu da sabah namazı için karla abdest almıştık. Hep onun şehit olacağını bilirdim. Şehit yüzü vardı…Bir gece rüya gördüm… Bir kavgadayız. Çok kalabalık… Sancar bıçaklanıyor… Sırtından… Kucağıma düşüyor. Ben o ara bir şehirde tvde çalışıyorum… Sabah işe gittim… Müdür güzel bir müslüman. Sancar’ı da tanıyor. Abi dedim, böyle bir rüya gördüm… Başladı ağlamaya… Sonra gazeteyi önüme koydu… Öldüm o an… Resmen öldüm… Sonrasında sürekli polis tacizleri yaşadım… Bir çok kötü şey geldi başıma… O şehirden kaçtım… (Üniversiteden ev arkadaşı)

Özellikle Sancar Kartal isimli gencin ölümünü unutamıyorum. 22 yaşında olan Sancar Kartal, 4 üniversite öğrencisi arkadaşıyla birlikte bir rektöre suikast düzenleyecekleri iddiasıyla tutuklanmıştı. 25 Ocak 1999 yılında bir sabah namazı vakti, özel eğitilmiş askerler tarafından kaldığımız koğuşa bir baskın düzenlendi. Askerler bir taraftan bizim kaldığımız koğuşa gaz bombaları atarken, diğer taraftan da arkadaşlarımızı teker teker vurmaya başladılar. Birkaç saat içinde koğuşun bahçesi, vücutlarına isabet eden kurşunlar nedeniyle yaralanan arkadaşlarımızla doldu. Biz bir taraftan tekbir getiriyor, diğer taraftan da kendimizi kurşunlardan korumaya çalışıyorduk. Akşam saat 6 civarlarında, hemen yanı başımızda bulunan Sancar Kartal’ı belinden vurdular. Salih Mirzabeyoğlu, Sancar’ın vurulduğunu görünce, hemen onun yanına koştu. Bir taraftan Sancar’ın kanını durdurmaya çalışıyor, diğer taraftan da Sancar’a “Dayan evladım” diyordu. Sancar, Salih Mirzabeyoğlu’na; “Kumandanım hakkınızı helal edin, ben artık şehid oluyorum” dedi. Salih Mirzabeyoğlu da, “Evladım, asıl sen bize hakkını helal et” şeklinde cevap verdi. Sancar kendisini toparlayıp, son bir kez, “Allahuekber” diye bağırdı. Ondan sonra da, kelime-i şehadet getirerek ruhunu teslim etti. Bu olay beni o kadar çok etkiledi ki anlatamam.

Saadettin Osmanoğlu

 

“HER ŞEYİN GENCİ GÜZEL, ÖLÜMÜN DE…”
 
Bu ifadeleri, Damlaya Damlaya’dan(S.M.) işaretlemişim Bandırma isyanı sonrasında, cezaevinde şehid düşen Hasan Meriç’in ardından sevk olduğumuz Eskişehir Cezaevinde… Hadis-i Şerifle  de sabit, amelin gençken olanı makbul ve en üstün amel şehidlik… Her daim genç kalmak isteyenlere de altın öğütler var Damlaya Damlaya’da.
“Daima kendi ruhundan gelen bir aydınlık içinde yorulmalıdır… Yeni bir hasret ateşiyle yanmayan ruhun bize lüzumu yoktur… Her şeyin genci güzel ölümün bile…”
Bu arada şu bilgiyi aktaralım. Cezaevinde şehid düşen Hasan, ne tevafuktur ki, cezaevinde doğmuş…
Ziyaret günü… Kemal Şişman’ın yeni tahliye olan bacısı Selma, annesiyle gelmiş. Kemal Şişman bana mavi bir gömlek hediye olarak yollamış. Teşekkür ettim ve selamını iade ettim..
Bir rüya: (15 Ağustos 2001. Eskişehir zindanı): Üstadımız, “Artık ordumuzu (Büyük Doğu Ordusu) kuracağım!” diyor. Bu sözü duyan ben, Üstadın yazılarını tetkik etmekte olan İBDA gençlerine aktarıyorum. İBDA’cılar, Üstadın birlik ve nizamla ilgili yazılarına bakıyorlar ve ben, bu yazıların Üstadın yukarıdaki sözüyle örtüştüğünü söylüyorum. Üstad bu sözü yeni söylüyormuş ve yeni bir hamleye işaret ediyormuş…”
Metris gazilerinin bazısı Eskişehir zindanına geliyor ve onlara şehid Sancar Kartal’ı kazandıkları Metris çatışmalarını soruyoruz. Onlar da anlattılar:
Yüzyüze çatışmaya cesaret edemeyen askerler tavanda birçok delik açmışlar, oradan gaz bombası yağdırıyorlar. Akıncılar, gaz bombalarını alıp dışarı atıyorlar. Sonra iple tavana yakın sarkıtarak atmaya başlamışlar gaz bombalarını. Kumandan, kılıcıyla ipi kesip bombayı yere düşürmüş, sonra doğru dışarı…
O kadar yoğun bombardıman varmış ki, Kumandan “montunuzu başınıza geçirin!” demiş ve bunun faydasını görmüşler. Düşman, akıncıların direncini kıramamanın verdiği panikle rastgele ateş açmaya başlamış. Bu ateşle vurulanlar olmuş. Yaralıları götürenleri de esir alıyorlarmış ya da yaralayarak esir alıyorlarmış. Şehidimiz Sancar Kartal, duvarı delip geçen kurşunun sırtına girmesiyle şehid düşmüş. “Duvarların arkasında durmayın, kolonların arkasında durun” denmişti, fakat şehidimiz Sancar, yaralı arkadaşlarına yardım için duvarın yanına gitmişti. Çünkü yaralı Murat’ın bağırsakları dışarı çıkmıştı… Anlaşma olmasına rağmen, “Başkası olsa ölürdü” derecesinde Kumandanın darb edilmesi ve Allahın hıfzı…
Kazım Albayrak, Baran Dergisi 35. sayı
 
Ve benden sonra vurulduğu için şehadetini göremediğim, akıncı kardeşim Sancar Kartal. Son nefesini Kumandan’ın dizinin dibinde vermiş. Kelime-i şehâdet getirmeden önceki son sözü, Kumandan’a “hakkınızı helâl edin efendim” demek olmuş. Kumandan’ın ise helâllik verirken gözleri dolmuş.

O gün orada kim şehid olsa, şübhesiz hak etmiş olacaktı. Lâkin şehidlik ona bir başka yakıştı. Zira dışarıda beraber olduğumuz ilk günden itibaren, hep şehidlikden bahseder, şehadet elbisesini giyenlere gıbta ederdi.

Çok mütevaziydi. Karıncalar gibi çalışır fakat gösterişi sevmezdi. Namazlarına azami derecede hassasiyet gösterirdi. Dışardeyken aynı evde kaldığımız bir gün sabah namazına kalkamamıştık. O gün akşama kadar yüzü gülmemiş ve suratı asık gezmişti. Kendine dert etmişti o kaçırdığı namazı.

Yüzünde hep mütebessim bir ifâdeyle gezerdi Sancar. Kaşlarını çattığına çok az şâhid olmuştum. Bir şeye kızsa bile, suratını asmaz ve karşısındakine “güzelim, kardeşim” gibi hitablarla ifâde etmeye çalışırdı memnuniyetsizliğini. 

Sıkıntılı bır durum olduğu zaman hiç panik yapmaz, uzun uzadıya meseleyi muhakeme eder ve kararını öyle verirdi.

Sebahattin Arslan, Sıradışı Bir 28 Şubat Hikâyesi
Like
Beğen Muhteşem Haha Şaşırtıcı Üzücü Kızgın

Hakkında: vadetamam

Kontrol Ediliyor

Şehid Gökhan Süfürler-21 Aralık 1996

Türkiye’den birçok cihad beldesine gidip, oralarda şehid olmuş ve isimlerini çoğumuzun bilmediği şehidlerimiz var. Allah …

Ahmet Kerse-31 Ocak 1983

Aslında her güne bir destan yazılabilir burada.. Anadolu’nun yiğit delikanlılarının destanını… Kimisi; evlenmeyi hayal ettiği …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir