Son Yazılar
Başlangıç » Yazılar » HİKMET EHLİNDEN İBRETLİ ve ÇARPICI SÖZLER- İmam Gazalî

HİKMET EHLİNDEN İBRETLİ ve ÇARPICI SÖZLER- İmam Gazalî

HİKMET EHLİNDEN İBRETLİ ve ÇARPICI SÖZLER

 

Hikmet; Yüce Allah tarafından kula bahşedilen bir şeydir; O, kullarından dilediğine hikmet verir.

Sokrat şöyle der: “Allah’ın hikmet verdiği bir kimse, bunun kıymetini bildiği halde, hırs ile dünya için çalışır ve çok mal biriktirme derdine düşerse, onun durumu; sıhhat ve selamet içinde iken bunları zorluk ve meşakkati değiştiren kişiye benzer. Hikmetin neticesi, rahatlık ve yüceliktir. Mala düşkünlüğün sonucu ise, yorgunluk ve beladır.”

İbni Mukaffa (1) anlatıyor: “Hindistan hükümdarlarının pek çok kitapları vardı. Öyle ki, onları ancak fillerle taşıyabiliyorlardı. Bu hükümdarlar bilginlerine bu kitapların kısaltılmasını (özetlenmesini) emrettiler. Bilginler bu kitapların kısaltılması için toplandılar ve sonuçta hepsini şu dört kelimede topladılar:

1- Adalet: sultanlara aittir.

2-  İtaat: halka ait bir vazifedir.

3- Acıkana kadar yemek yememek: bu, nefse ait bir görevdir.

4-  Kendinden başkasının kusuruna bakmamak: bu, bütün insanlara ait bir iştir.

Hikmet: Hikmet ehlinden birisi şöyle demiştir: İnsanlar dört kısımdır:

1-  Bilir, bilgili olduğunu da bilir. İşte bu alimdir; ona uyunuz.

2-  Bilir, bilgili olduğunu bilmez. Bu unutkandır; ona hatırlatınız.

3-  Bilmez, bilgisi olmadığını da bilir. İşte bu yol gösterilmeye muhtaçtır; ona öğretin.

4- Bilmez, bilgisi olmadığını da bilmez, bilgili gibi hareket eder; bu da cahildir; bundan sakının.

Hikmet: Hikmet ehlinden birisine: “Hangi şey daha yakındır?” diye sorulduğunda: “Ecel!” cevabını verdi. “Hangi şey daha uzaktır?” diye sorulunca da: “Emel!” diye cevap verdi.

Lokman Hekim oğluna şöyle demiştir: “İki şeyi iyi koru ki, sonunda zararlı çıkmayasın; maişetin için parayı, ahiretin için dinini.”

Hikmet: Nuşirevan, Büzürcmihr’e: “Hangi şey ile düşman bir kimse yakın dost olur?” diye sorunca; Büzürcmihr: “Binayı yıkmak yapmaktan, camı kırmak imâl etmekten daha kolaydır. Sağlıklı vücut, hasta bedenden, günahı terketmek, istiğfardan, şehvetine sahip olmak, üzülmekten, nefse muhalefet, cehenneme girmekten daha hayırlıdır” cevabını vermiştir.

Hikmet: Bilginlerden biri senelerce ülkeleri gezmiş ve insanlara şu altı sözü öğretmiştir:

1-  İlmi olmayanın, dünyada ve ahirette izzeti olmaz.

2- Sabrı olmayanın, dininde selamet olmaz.

3- İlmi olmayanın, ameli fayda vermez.

4- Takvası olmayanın, Allah (c.c) katında değeri olmaz.

5- Cömert olmayanın, malından nasibi olmaz.

6- İtaati olmayanın, Allah (c.c) yanında kendini savunacak bir delili ve sebebi olmaz.

Hikmet: Büzürcmihr’e: “Hangi izzet, beraberinde zillet taşır?” diye sorulduğunda; şöyle cevap vermiştir:

“Sultana hizmetteki izzet, hırs ile beraber olan izzet, sefihlikle beraber olan izzet,”

Yine Büzürcmihr’e: “Ahmak insanlar nasıl edeplendirilir?” diye sorulunca; şu cevabı verir:

“Çok çalışmalarını emredip meşakkatli işlerde koşturularak. Böyle yapılırsa, boş işlere harcayacak vakit ve imkan bulamazlar.” Kendisine: “Hasis/hafif meşrep ve düşük karakterli insanlar nasıl terbiye edilir?” diye sorulunca: “Hor ve hakir görülerek. Böyle yapılırsa, kıymetlerinin düşük olduğunu anlarlar” cevabını verir. “Ya boş gezenler? ne ile edeplendirilir?” diye sorulunca da: “ihtiyaçlarını görecek bir işle meşgul edilerek” cevabını vermiştir.

Yine Büzürcmihr’e: “Şerefli cömert insan kimdir?” diye sorulunca: “Veren fakat, verdiğini söylemeyendir” demiştir.

Hikmet: Bir hikmet ehline: “İnsanlar niçin birbirlerini mal için öldürürler?” diye sorulduğunda; şu cevabı vermiştir: “Onlar malın en hayırlı şey olduğunu zannediyorlar; fakat mal elde etmenin hedefi olan şeyin (hayatın ve hak rızasının) maldan daha hayırlı olduğunu bilmiyorlar.”

Hikmet: Bir hikmet ehline: “Ruhtan daha üstün bir şey mi var ki, insanlar hiç çekinmeden ruhlarını/canlarını feda ediyorlar?” diye sorulunca, şu cevabı vermiştir: “Üç şey vardır ki, onlar candan daha kıymetlidir. Bunlar, din, akıl ve zorluklardan kurtulmaktır.”

Yine bu hikmet ehline: “İlmin, cömertliğin ve cesaretin süsü nedir? diye sorulunca; şu cevabı vermiştir: “İlmin süsü doğruluk, cömertliğin süsü güler yüzlülük, cesaretin süsü affetmektir.”

Hikmet: Nuşirevanın veziri Yûnân, şöyle der: “Üç şey belaların en büyüğüdür: Çoluk çocuğun çok olup malın az olması, etrafını rahatsız eden komşu, edep ve iffetini koru m ay âlî kadın.”

 

Hikmetin neticesi, rahatlık ve yüceliktir. Mala düşkünlüğün sonucu ise, yorgunluk ve beladır.

Dünya ehli kimseler, bütün insanların işlerinin yirmi beş kısımda topladığında ittifak etmişlerdir. Bunlardan beş tanesi kaza ve kaderle ilgilidir.

Bunlar; kişinin kiminle evleneceği, çoluk çocuk, mal mülk, liderlik ve ne kadar yaşayacağıdır.

Beş tanesi çalışmaya ve gayrete bağlıdır. Bunlar; ilim, yazı yazma kabiliyeti, güzel binicilik, cennete girme ve ateşten kurtulmadır.

Beşi insan tabiatıyla alakalıdır. Bunlar; vefa, geçimsiz insanları idare etmek, tevazu, cömertlik ve yumuşak huyluluktur.

Beşi âdetle ilgilidir. Bunlar; yolda yürüme, yeme-iç-me, uyuma, cinsel münasebet, büyük-küçük abdest bozmadır.

Beşi de irsidir, soydan gelir. Bunlar; güzellik, güzel ahlak, yüksek azim ve hedef sahibi olmak, kibirlenmek, düşük karakterli olmaktır.

Hikmet: Altı şey vardır ki dünyaya bedeldir: Afiyetle yenen yemek, azaları düzgün evlat, uygun arkadaş, şefkatli idareci, düzgün konuşma, kamil akıl.

Hikmet: Bir hikmet ehli şöyle demiştir: Beş şey, beş şey karşısında kaybolur:

1- Güneşte yanan lamba.

2- Çorak topraklara yağan yağmur.

3- Körün yanında güzel kadın.

4- Tokun önüne konan güzel yemek.

5-  Zalimin karşısında söylenen Allah’ın kelamı/hak söz.

İskender’e: “Niçin hocanıza babanızdan daha fazla ikramda bulunuyorsunuz?” diye sorulunca; şöyle cevap vermiştir:

“Babam benim fâni hayata gelişimin, hocam ise ebedî hayatı kazanmamın sebebidir.”

Hikmet: Hikmet ehlinden birisi demiştir ki: “İşler Allah’ın (c.c) takdir ve taksimatına göre meydana geldiği için; gücünden fazla çaba sarf etmek sakıncalıdır; boş çabanın terk edilmesi daha da güzeldir.”

Yine bu zat demiştir ki: “Zaman, seninle beraber istediğin şekilde yürümüyorsa; sen onunla beraber onun istediği şekilde yürü. Çünkü insan zamanın kölesidir; zaman ise insanın düşmanıdır. Çünkü insan aldığı her nefes miktarında hayattan uzaklaşmakta ve ölüme yaklaşmaktadır.”

Hikmet: Bilginlerden bir grup Büzürcmihr’e: “Bize hikmet çeşitlerini anlat ki, onunla ruhlarımız ve cesetlerimiz faydalansın ve onlar sayesinde bize zarar verebilecek şeyleri uzaklaştı rai im” dediklerinde; O şöyle demiştir:

“Şu söyleyeceklerimi bilin ve onların doğruluğuna kesin inanın:

Dört şey gözün aydınlığını artırır, bakışını keskinleştirir.

Dört şey gözün nurunu söndürür.

Dört şey vücudu semizletip şişmanlatır.

Dört şey vücudu zayıflatıp halsiz yapar.

Dört şey kalbi diriltir, dört şey de onu öldürür.

Dört şeyle beden devalı sıhhat ve afiyet içinde olur; dört şey de bedeni halsiz bırakır.

Gözün nurunu arttıran dört şey; yeşillik, akan su, temiz şu, dostların yüzüne bakmaktır.

Gözün nurunu azaltan dört şey; tuzlu yemek ve pastırma yemek, başa sıcak su dökmek, sürekli güneş ışığına bakmak, düşmanı görmektir.

Vücudu semiz hâle getiren dört şey; yumuşak elbise, kalbi üzüntüden uzaklaştırmak, güzel koku, sıcak yatakta yatmaktır.

Vücudu zayıflatan dört şey; güneşte kavrulmuş kuru et yemek, çokça cinsi münasebette bulunmak, uzun süre hamamda kalmak, akşamdan uyumaktır.

Vücudu sıhhatli yapan dört şey; vaktinde yemek yemek, her şeyde ölçülü olmak, meşakkatli işlerden sakınmak, gereksiz üzüntüyü bırakmaktır.

İki şeyi iyi koru ki, sonunda zararlı çıkmayasın; maişetin için parayı, ahiretin için dinini.

Sürekli vücuda kırgınlık veren dört şey; sarp yollarda yürümek, huysuz ata binmek, yorgun iken yürümek ve yaşlı kadınlarla cinsi münasebette bulunmaktır.

Kalbi dirilten dört şey; fayda veren akıl, bilgili üstad, güvenilir ortak, sâliha eş, her işte yardımcı ve destek olan dosttur.(2)

Kalbi öldüren dört şey; Zemherîr soğuğu, zehrin harareti, pis duman, düşman korkusudur.”

Sokrat demiştir ki: “Beş şey insanı helake götürür: Dostların aldatması, alimlerden yüz çevirmek, kendini küçük görmek, kendi seviyesinde olmayanların karşısında kibirlenmek, şehvetine uymak.”

Yine Sokrat demiştir ki: “Beş şey, beş şeye doymaz: Göz bakmaya, kadın erkeğe, kulak habere, ateş oduna, alim ilime.”

Hikmet: Bir hikmet ehline: “Dünyadaki en tatlı ve en acı şeyler nelerdir?” diye sorulduğunda; şöyle cevap vermiştir: “En acı veren şeyler; değersiz kişilerden sert sözler işitmek, ağır borç ve elin darda olmasıdır. En tatlı şeyler ise; çocuk, güzel söz ve zenginliktir.”

Bir bilgine: “Ölüm ve uyku nedir?” diye sorulduğunda şu cevabı verir: “Uyku hafif ölüm, ölüm ise ağır bir uykudur.”

Bir hikmet ehline: “Zenginlik nedir?” diye sorulduğunda: “Kanaat ve rızadır” demiş; “Aşk nedir?” diye sorulunca da: “Ruhun hastalanması ve hasret içinde ölümüdür” cevabını vermiştir.

 

Hikmet: Aristo’ya: “Hangi dost daha güvenilirdir ve hangi arkadaş daha şefkatlidir?” diye sorulunca; şöyle demiştir:

“Karakteri sağlam dost daha güvenilirdir. Eski dost daha şefkatlidir. Akıllı insanların tedbiri ise daha üstündür.”

Hikmet: Câlînûs şöyle der: “Yedi şey unutkanlığa sebep olur:

1- Beklenmedik bir anda söz işitmek,

2-  Ense kökünden kan aldırmak,

3- Durgun suya işemek,

4- Ekşi şeyler yemek,

5- Ölünün yüzüne bakmak,

6- Haddinden fazla uyumak,

7-  Harabelere (mezar taşlarına vs.) bakmak.

Câlînûs; Kitabu’l-Edviye (İlaçlar) kitabında şöyle demiştir:

“Unutkanlık şu yedi şeyden meydana gelir: Balgam (balgam yapıcı şeyler yemek), kahkaha ile gülmek, çokça tuz yemek, yağlı et yemek, çokça cinsi münasebette bulunmak, yorgun olduğu halde uykusuz kalmak, soğuk ve rutubetli şeyler yemek.”

Hikmet: Hikmet ehlinden Ebu’l-Kasım şöyle der: “Dünyanın fitnesi şu insanlardan doğar: “Her duyduğu haberi yayanlar, her habere kulak kabartanlar ve haberlerle yüz yüze gelenler. Bu üç grup, pişmanlıktan kurtulmaz.”

 

Hikmet: Denilmiştir ki: “Üç şey, şu üç şeyle bir arada bulunamaz: Kötü arzulara uyarak helal yemek, kızma esnasında şefkatli olmak, çok konuşarak doğru sözlü olmak.”

Hikmet: Büzürcmihr şöyle der: “Şayet ebdallerden (Allah’ın seçkin kullarından) olmak istersen ahlakını küçük çocukların ahlakına çevir.” Kendisine: “Bu nasıl olur?” diye sorulduğunda, şöyle demiştir:

“Onlarda beş özellik vardır ki, şayet bu özellikler büyüklerde olsa gerçekten Allah’ın veli kulları olurlardı. Bu özellikler şunlardır:

1- Onlar rızk endişesi içerisinde olmazlar.

2- Hastalandıkları zaman Yüce Yaratıcıdan şikayetçi olmazlar.

3- Yemek yedikleri zaman topluca yerler.

4-  Kavga ettikleri zaman kin beslemezler ve hemen barışırlar.

5-  Korkutulduklarında, az bir korku ile korkarlar ve gözlerinden hemen yaş boşalır.”

Hikmet: Vehb. b. Münebbih (rah) şöyle der: “Tevrat’ta şu dört sözün yazılı olduğunu gördüm:

“Takva sahibi olmayan her alim hırsızdır. Aklını kullanmayan her kişi hayvanla aynı seviyededir.”

Hikmet sahiplerinden birisi: “Büyüklüğün aslı şefkat, hatanın aslı acele, zilletin aslı cimriliktir” demiştir.

 

Üç şey, şu üç şeyle bir arada bulunamaz: Kötü arzulara uyarak helal yemek, kızma esnasında şefkatli olmak, çok konuşarak doğru sözlü olmak

Bir bilgin/hikmet ehli de şöyle der: “İnsan, kalıbına hizmetçi olmamalıdır; onunla öne geçmeye çalışmamalıdır; âdetlerine uyarak ahmak olmamalıdır. Yani, âdetin iyisinden ve kötüsünden vaz geçmelidir. Hikmet ehlinin dışında da olsa hikmetli sözleri dinlemelidir; çünkü insan, bazen bilmeden de hedefe vurabilir/hikmet sahibi olmayan insandan da hayır ve hikmetli söz çıkabilir.”

Ahnef b. Kays: “Usangaç insanda dostluk, yalancıda vefa, hasetçide rahat, alçak kişide mürüvvet, kötü ahlaklı kimsede büyüklük yoktur” demiştir.

Şöyle anlatılır: “Düşmanı olan bir adam İskender’e şikayette bulundu. İskender: “Senin şikayetini, hasmının da senin hakkındaki söyleyeceklerini dinlemek suretiyle dinlerim; bunu ister misin?” deyince adam korktu ve şikayetini geri aldı. İskender:

“Kötü insanlardan emin olmak istiyorsanız, onlardan uzak durun” dedi.

Hikmet: Büzürcmihr şöyle demiştir:

“Afiyet dört türlüdür: Dinin afiyeti, malın afiyeti, bedenin afiyeti ve ailenin afiyeti.

Üç kimse vardır ki, onlara şu üç gözle bakman gerekir: Fakirlere kibirle/kendini beğenerek değil tevazu gözüyle bakmalısın. Zenginlere

haset gözüyle değil, nasihatçi gözüyle bakmalısın. Kadınlara şehvetle değil, şefkat gözüyle bakmalısın.

Dinin afiyeti şu üç şeyle olur: Kötü arzulara uymamak, dinin emirleriyle amel etmek ve kimseye haset etmemek.

Malın afiyeti şu üç şeye bağlıdır: Malını görene ihsanda bulunmak, emaneti yerine getirmek, malından fakirin hakkını vermek.

Bedenin afiyeti üç şeydedir: Az yemek, az konuşmak, az uyumak.

Ailenin afiyeti üç şeydedir: Kanaat, güzel geçim ve Yüce Allah’a itaat hâlini devam ettirmek.”

Hatemu’l-Esam’a: “Bizden öncekilerin sahip olduklarına neden biz sahip olamıyoruz?” diye sorulunca; Hazret Şöyle cevap vermiştir:

“Çünkü siz şu beş şeyi kaybettiniz: Samimi alimi, uyumlu arkadaşı, devamlı gayreti, helal kazancı ve ibadete ayrılmış müsait zamanı.”

Bir rivayete göre Resûlullah (s.a.v), Hz. Ali’ye (k.v): “Ey Ali, yüzünü bana dön, kalbini ve kulağını bana ver ve dinle: Körelt, ört, kes, topla, gayretli ol” demiştir. Hz. Ali (k.v): “Ey Allah’ın Resulü, bu söylediklerinin manası nedir?” diye sorunca; Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kızgınlığını körelt, kardeşinin ayıbını ört, zalimin zulmünü kes, karanlık kabir için sana lazım olanı topla, İslam’ı yaymada gayretli ol!”

Hikmet: Bir adafn hikmet sahiplerinden birisine: “Bana tavsiyede bulun” deyince; o: “Onun hükmünü bekleme! Rızasını iste. Cefasından uzak dur” demiştir.

Hikmet ehlinden birisine: “İnsanlar arasında en çok bulunan şey nedir?” diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir: “insanlar en fazla tedbir almakla uğraşırlar; halbuki her şeye güçleri yetmez. Bu kadar çok tedbire rağmen, hacetleri devam eder. İnsanlar, fakirlikten başka her şeye hırslıdır; fakirliğe yönelen kimse yoktur; çünkü herkes zengin olma peşindedir. Kimse kederli olmaya hırslı değildir; çünkü herkes mutlu ve refah içinde olma derdindedir. Kimse ölmeye heves etmez; çünkü herkes yaşama hırsı içindedir.”

Hikmet sahiplerinden Ebu’l-Kasım der ki: “İnsanın helaki iki şeydendir; bunlar günah işlemek ve sürekli kendi görüşüne göre hareket etmektir.”

Hikmet: Denilmiştir ki: “Mal ve makam hırsına kapılmış kimse ile sohbet etme; karakteri bozuk kimseden vefa bekleme!”.

Bir hikmet ehli de şöyle der: “Şu zamanda iki şey garip kalmıştır; din ve fakirlik.”

Hikmet: Hikmet ehlinden birisi demiştir ki: “Dört durum vardır ki şayet bunları muhafaza edersen kamil bir insan olursun:

Birincisi sırrındır. Kalbinin içindeki duygu ve düşüncelerin öyle olsun ki; insanlar onu öğrendikleri zaman razı olasın.

İkincisi görünürdeki hâlindir. Dışın öyle bir hâlde olsun ki; insanlar senin işlerine uyduklarında senin için güzel ve hayır olsun.

Üçüncüsü, insanlarla öyle bir muamele içinde ol ki; onlar sana aynı işi yaptıklarında, onu kendin için tercih edesin.

Dördüncüsü, insanlara öyle davran ki, onlar sana aynı davranışı sergilediklerinde ona razı olasın.”

Hikmet: Bir hikmet ehli şöyle der: “Üç kimse vardır ki, onlara şu üç gözle bakman gerekir: Fakirlere kibirle değil tevazu gözüyle, zenginlere haset gözüyle değil, na- sihatçi gözüyle, kadınlara şehvetle değil, şefkat gözüyle bakmalısın.”

Hikmet: Vehb b. Münebbih der ki: “Tevrat’ta şunlar yazılıdır.

“Kötülüklerin kaynağı temelde şu üç şeydir: Kibir, hırs ve haset. Bunlar beş şeyin neticesinde meydana gelir: Çok yemek, çok uyumak, vücudu rahata düşkün hâle getirmek, dünya sevgisi ve insanların övgüsüne yönelmek.”

Yine o, der.ki: “Şu üç şeyden kurtulanın yeri cennettir. Bunlar; minnet, meûnet, melâmet. Minnetten kurtulan kimse, bir iyilik yaptığı zaman onu başa kakmaz. Maunetten/insanlara yük olmaktan kurtulan kimse, onlara ağırlık vermez. Melametten kurtulan kimse; birisinin kusurunu gördüğü zaman onu kınamaz.”

Hikmet: Zamanın büyüklerinden, alimliği ve üstün zekasıyla tanınan İbnu Karye, Haccac’ın yanına geldiğinde; Haccac ona bir takım sorular sordu; o da cevap verdi:

– Küfür nedir?

–  Nimetin çokluğundan şaşırıp azmak, Allah’ın (c.c) rahmetinden ümit kesmektir.

–  Rıza nedir?

– Allah’ın (c.c) hükmüne bağlanmak, başa gelen musibetlere sabretmektir.

– Hilim/yumuşaklık nedir?

–  Gücü yettiği anda merhametini göstermek, kızdığında razı olmak.

– Sabır nedir?

– Kızmamak ve istenen şeye tahammül göstermektir.

– Kerem nedir?

– Dostluğu muhafaza etmek ve hakları korumaktır.

– Kanaat nedir?

– Açlığa ve elbisesizliğe sabretmektir.

– Zenginlik nedir?

– Küçüğü gözünde büyütmek ve az olan bir şeyi çok görmektir. Haccac:

– Rıfk nedir?

– Büyük şeylere küçük şeyler vasıtasıyla ulaşmaktır.

– Hamiyet nedir?

– Kendinden aşağı olanı baş üstüne koymaktır.

– Şecaat nedir?

– Düşmanlara karşı korkmadan saldırmak; savaş alanından kaçmamaktır.

– Akıl nedir?

– Doğru konuşmak ve insanları hoşnut etmektir.

– Adalet nedir?

– Kendi isteğini terk edip gidişatını ve inancını düzeltmektir.

–  İnsaf nedir?

– Davalarda eşit muamele etmektir.

– Zillet nedir?

– Boş ve sıhhatli zamanlarında hastalanmak ve rızkın azlığından dolayı dövünmektir.

– Hırs nedir?

–  Başkalarının elinde olan şeylere aşırı düşkün olmaktır.

– Emanet nedir?

– Gerekeni yerine getirmektir.

– Hıyanet nedir?

– Gücünün yetmesine rağmen gevşek davranmaktır.

– Anlayış nedir?

– Düşünmek ve eşyanın hakikatini anlamaktır.

 

Hikmet: Bir hikmet ehli demiştir ki: “Sekiz şey sahibini küçük düşürür:

1- Çağırılmadığı sofraya oturmak,

2-  Ev sahibine emirler vermek,

3-  Düşmanından ihsan/iyilik beklemek,

4- Kendisini aralarına almayan iki kişinin konuşmasına kulak verip onları dinlemeye çalışmak,

5- Sultanı/devlet başkanını küçük düşürmek,

6- Layık olmadığı yere oturmak,

7- Kendisini dinlemeyenlere konuşmak,

8- Ehil ve layık olmayan kimselerle dostluk yapmak.

Hikmet: Büzürcmihr’e: “Hangi şey doğru da olsa, söylenmesi insanı küçük düşürür?” diye sorulduğunda; şu cevabı vermiştir:

“Kişinin kendini övmesidir: Çünkü hiçbir cimriyi övülecek bir hâlde, kızgın kimseyi sevinç içinde, akıllı olanı mal ve makam hırsı peşinde bulamazsın. Yine, şerefli bir kimseyi hasetçi, haktan ümidini kesmiş, haddini aşmış bir kimse olarak göremezsin; ve onu bir sultana/devlet adamına çok yakın dost olarak bulamazsın.”

Bir hikmet ehli şöyle der: “Beş kimse var ki, beş şey ile önce sevinir; sonra pişman olur:

1- Tembel kimse, işi elinden kaçırınca,

2-  Kardeşlerinden ilişiğini kesen kimse, başına bir bela gelince,

3- Düşmanlarına saldırma imkanını bulan kimse, bunu elinden kaçırınca,

Yumuşak söz, kayalardan daha sert kalpleri yumuşatır; sert söz de ipekten daha yumuşak kalpleri katılaştırır

 

4-  Kötü kadına düşen koca,  önceki  sâliha  hanımını hatırlayınca,

5-  Salih bir insan, kötü bir işe bulaşınca…

Büzürcmihr’e: “Alimlerin kalbine mal-mülk sevgisi girer mi?” diye sorulunca: “Kalbinde mal sevgisi olan kimse, alim değildir” cevabını vermiştir.

Bir hikmet ehli: “Açıktan

kızıp azarlamak, içte kin tutmaktan daha hayırlıdır” demiştir.

Büzürcmihr der ki: “Dünyada şu üç insan gamlı ve kederlidir:

1-Sevgilisinden ayrılan aşık,

2- Çocuğunu kaybeden anne-baba,

3- Zenginlikten sonra fakirleşen kimse.”

Hikmet: Hikmet ehli birisi demiştir ki: “Beş kimse vardır ki, onlar için mal, canlarından daha kıymetlidir:

1- Parayla savaşan ücretli asker,

2- Kuyu ve su kanalı açanlar,

3- Ticaret için deniz yolculuğuna çıkanlar,

4- Yılan avcıları,

5- Ödül alabilmek için zehir yutanlar.

 

Hikmet: Amr b. Ma’dî Keribe der ki: “Yumuşak söz, kayalardan daha sert kalpleri yumuşatır; sert söz de ipekten daha yumuşak kalpleri katılaştırır.”

Hikmet: Bir hikmet ehli şöyle der: “Nasıl ki, ağrı-sızı cesetin hastalığıysa, hüzün de ruhun hastalığıdır. Yemek vücudun gıdası olduğu gibi sevinç ve ferah da ruhun gıdasıdır.”

Hikmet sahiplerinden birisi adamın birisinden borç para istedi, fakat adam vermedi. Hikmet ehli zat: “Senin bana borç vermeyişinden dolayı bir kere yüzüm kızardı; şayet bana borç verseydin onu benden isteyip durmandan dolayı yüzüm bin kere kızaracaktı” dedi.

Hikmet: Bir hikmet ehli de şöyle der:

“Çamur arazide ziraat yapmaya çalışan kimsenin elde ettiğinin bir değeri olmaz.

Aklı olmayan kimse meyvesiz ağaca benzer. Zulüm kılıcını sıyıran kimse, onunla öldürülür.

Kendisine insaflı davranmayan kimse, pişmanlıktan kurtulamaz.

İnsanlara devamlı iyilikte bulunan kimsenin, yüzü parlak olur.

Günahtan çekinmeyen kimse, günaha takılır kalır.

Genç kimse, delinin süt kardeşidir; yani o da deli gibidir.

Yaşlılık, oturup kalmanın bir eşidir. Helal azık edin!

Düşmandan korkma!”

ÖĞÜT: Lokman Hekim demiştir ki: “Yolda yürürken üzerinde yün elbise bulunan bir adam gördüm; ona: “Sen kimsin?” diye sordum: “Adem oğullarından birisiyim” dedi. “Adın ne?” diye sordum: “Adımın ne olduğuna hiç bakmadım” dedi. “Ne iş yaparsın?” dedim. “İşim eziyeti terk etmektir” dedi. “Ne yersin?” dedim. “Allah beni doyurur” dedi. “Peki, nereden doyurur?” dedim. “Dilediği yerden!” dedi. Ben: “Sana müjdeler olsun, gözün aydın olsun” deyince; bana: “Seni bu sevinç ve göz aydınlığı olan işlerden alıkoyan nedir? dedi.”

Hikmet: Denilmiştir ki: “Üç şey kalbin körlüğünü/katılığını giderir: Alimlerle sohbet etmek, borcunu ödemek, dostları görmek.”

Yine denilmiştir ki: “İki şey kalbe hüzün getirir: Cimrinin malından cömertlik yapmasını beklemek, düşük kimselerle çekişmek.”

Hikmet: Dört şeyden uzak dur ki, dört şeyden kurtu-lasın:

1-  Hasetten sakınırsan, hüzünden kurtulursun.

2-  Kötü insanlarla sohbetten kaçınırsan; kınanmaktan kurtulursun.

3- Günahlardan uzak kalırsan; ateşten kurtulursun.

4- Mal biriktirmeyi bırakırsan; düşmanlıktan kurtulursun.

 

İyi bir idareci prensipleri olan ve bu prensipleri tavizsiz uygulayan kişidir.

Hikmet: Bir hikmet ehli şöyle demiştir: “Dört kötü iş vardır ki, bunları yapan insanlar dünyada ve ahirette karşılığını bulurlar:

1- Gıybet yapmak. Bunun cezası hemen geliverir.

2- Alimleri küçük görmek. Alimleri küçük gören kimse, kendisi küçük düşer.

3- Yüce Allah’ın nimetlerine nankörlük etmek.

4- Haksız yere birini öldürmek.”

Bu konuda büyük zatların ve hikmet ehlinin şöyle meşhur bir sözü vardır: “Her katil, bir gün gelir katledilir.”

Yukarıda saydıklarımız, idarecinin bilmesi gereken hayat düsturlarından bazılarıdır. Doğru olan her şeye kulak vermek gerekir.

“İyi bir idareci prensipleri olan ve bu prensipleri tavizsiz uygulayan kişidir.”

 

 

 

1-İbni Mukaffa: İranlı bir Mecusi iken Abbasi halifelerinden Seffah’ın amcası İsa b. Ali’nin tavsiyesi üzerine İslam’a giren meşhur edip ve şairdir. Tam adı, Abdullah (Rüzbin/el-Mubarek) b. El-Mukaffa’dır. Künyesi Ebu Muhammed ve Ebu Amr’dır. Nuşirevan zamanında Pehlevi diline çevrilmiş olan “Kelile ve Dimne” yi Arapça’ya tercüme etmiştir. Yazı ve kitaplarında devrin halifesi hakkında ağır hükümler ileri sürmesinden dolayı halife kendisine kızmış, onu zındık ve kafir ilan etmiş ve neticede İbni Mukaffa Basra valisi Süfyan b. Muaviye tarafından öldürülmüştür.

 

2- Sonuncu maddeyle beş şey oldu.

 

İmam Gazalî

YÖNETİCİLERE ALTIN ÖĞÜTLER

Sayfa:237-259

Mütercim

Mütercim:  Hüseyin Okur

Semerkand Yayıncılık

Like
Beğen Muhteşem Haha Şaşırtıcı Üzücü Kızgın

Hakkında: vadetamam

Kontrol Ediliyor

Sünnetin Önemi

  Bismillâhir-rahmânir-rahîm. Elhamdü lillâhi hakka hamdihî, ves-salâtü ves-selâmü alâ hayri halkıhî seyyidinâ ve senedinâ ve …

Ona “REİS” deyiniz!

  Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm fakat yazamadığım bir konu-anı… Unutmamak adına bugün sizinle paylaşmak istiyorum… …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir