Son Yazılar
Başlangıç » Şahsiyetler » Şehid Gökhan Süfürler-21 Aralık 1996

Şehid Gökhan Süfürler-21 Aralık 1996

Türkiye’den birçok cihad beldesine gidip, oralarda şehid olmuş ve isimlerini çoğumuzun bilmediği şehidlerimiz var.

Allah izin verirse, bu sitede bu şehidlerimiz hakkında bulabildiğimiz bilgileri sizlerle paylaşacağız…

İlk olarak Ogaden şehidlerinden Gökhan Süfürler hakkında bilgiler sunacağız…

Kafir Etiyoya’lı hristiyan askerlerle Müslümanlar arasında çok zor şartlar altında devam eden bir cihad vardı ve Türkiye’deki Müslümanlar da bu cihad ile ilgili kısıtlı da olsa bilgi sahibiydiler…

Ogaden, Müslüman kökenli Somalilerin önemli bir yoğunlukta olduğu ve Etiyopya’dan ayrılmak isteyen bir bölge idi. Oromo Kurtuluş Cephesi başta olmak üzere çok sayıda örgüt Adis-Ababa yönetimine karşı verdiği savaşta, özellikle Kuzey Ogadin bölgesinde, 1992’den itibaren İslamcı örgütler de yer alıyor. Somali’deki İslami grupların desteğine sahip olan Ogadinli İslamcıların saflarına, Dayton Anlaşması ile Bosna’yı terk etmek zorunda kalan çok sayıda gönüllü mücahit de katıldı. Bunların arasında Türkler de vardı. Etiyopya ordusuyla yaşanan iki büyük çatışmada 9 Ağustos 1996’da İsmail Öztürk, Ersoy Tekin, Resül Aran, Ünal Ekinci; 21 Aralık 1996’da Bayram Ali Düz, Cahit Çatuk, Çetin Geyik, Gökhan Süfürler, Nurettin Cingöz, Ubeydullah Saltan hayatlarını kaybetti.

Şehid Gökhan Süfürler, Şair Yahya Kemal ilk ve orta okulunda okur. Orta okulu, birinci olarak bitirir. İstanbul Kabataş Ticaret Meslek Lisesi’nden mezun olur. Bir müddet Kartal’da özel bir müessesede, muhasebeci olarak çalışır. Bilgisayarda teknik bir arıza olur, yazdığı bilgileri bilgisayar siler. İş yeri sahibi Gökhan’ı azarlar “Sen kasıtlı olarak siliyorsun” der. Gökhan da “Ben yalan söylemiyorumn. Gelin siz de kontrol edin.” deyince, patronu, bilgisayarın başına oturur ve bir miktar yazı yazar, aynı arıza nüksedip yazı kaybolmasına rağmen, Gökhan’la tartışmayı sürdürür. Bunun Üzerine Gökhan işten ayrılır.

Babası, Gökhan’ın başka bir işe girip, askere gidene kadar, çalışmasını ister.

Fakat Gökhan “Benim ideallerim var. Ben çalışmayacağım.” diye ısrar eder.

Şehid’in ailesine gönderdiği mektub:

09.10.1996

Esselamu Aleykum ve Rahmetullah Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile….

Baba, Anne ve kardeşim Gökşen, ben bu mektubu Güney Afrika’dan yazıyorum. Durumumu merak ediyorsanız, sıhhatim ve sağlığım yerinde. Sizlerin de iyi olmanızı temenni ederim. Öncelikle sizlerin bana teker teker, haklarınızı helâl etmenizi isliyorum. Çünkü, yola çıkmadan önce, size haber vermedim ve sizleri çok üzdüm. Sakın, benim için üzülmeyin, hatta tam tersine sevinin. Ben biliyorum kî, yüzde yüz kârlı bir iş içerisindeyim ve zerre kadar şüphem de yok. Biliyorum. Rabbim yola çıkan mücahidini geri çevirmez, yoldu bırakmaz, ona iki güzel şeyden birini verir. Ya büyük bir ganimetle evine döndürür, ya da onun ruhunu kabzeder ve onu sevdiği şehidler safına yerleştirir.

Bu olaya neden giriştiğimi merak ediyorsanız, sizlere anlatayım. Beni bu düşünceye iten tek güzel şey, Allah ‘m dini olan, İslam’dan başka bir şey olmadı. Bu ameli işleme isteği, benden başkasından çıkmadı. Neden mi ? Çünkü hayat, benim hayatım. Ahiret te benim ahiretim olacağı için, buna benden başkası karar veremezdi ve vermedi de, Allah(cc) Kuran-ı Kerim’de söyle buyuruyor:

“Size ne oluyor ki, Allah yolundu ve “Rabbimiz, bizi şu halkı zalim olan kentten çıkar. Bize katından bir koruyucu ver, bize katından bir yardımcı ver” diyen, zayıf erkek, kadın ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz ?” (Nisa Suresi 75)

“İnananlar Allah yolunda savaşırlar, inkar edenler deTağut (azıtkan) yolunda savadırlar. O halde şeytan’ın dostlarıyla savaşın, çünkü şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa Suresi 76)

İşte, sebeplerden biri bu. Neden mi, çünkü buradaki Müslüman halkın durumu, ayette geçenlerden farklı değil. Buradaki insanlar zulüm allında inliyorlar. Halkın erkekleri acımadan öldürülürken, kadınlarına ve kızlarına da tecavüz ediyorlar, çocukları öldürüyorlar. Bu İnsanlara sırf Müslüman oldukları için kıyılıyor.

Bu arada bizler de evlerimizde rahat rahat yatalım, yemek yiyelim, gülelim, eğlenelim, gezelim, tozalım. O mazlum halk la orada, onlara yardım edecek birini beklesinler; bu arada da öldürülsünler ve dünya olanca genişliğine rağmen, onlara darken; bana orada oturup, bu olanlara seyirci kalmak ar geliyor ve bunun akabinde de, Allah zaten emrediyor, onlara (bu durum içerisinde olan insanlara yardım edi; onların yanında azgınlara karşı savaşın diyor. Üzerime farz olmuştu artık. Ve bunu yaptığım için de, hiç pişman değ ilim. Aksine, hayatımın, zor olmasına rağmen, en güzel günlerini yaşıyorum. Elhamdülillah,

Diyeceksiniz ki, senden başka bu işi yapacak birileri yok muydu? Ben de derim ki, var ama, ben değil de, neden onlar. Yoksa, ölürüm diye mi korkuyorsunuz? Sakın korkmayın. Çünkü ölüm, insana piyangodan çıkar gibi, tesadüfen gelmez. Neden mi; ölüm günümüz, saniyesi, dakikası, saati, günü. Ayı, yılı daha önceden belirlenmiştir. Ne bir saniye ileri gider, ne bir saniye gelir. Mademki öleceğim ve bu bir defa olacak; öyleyse ölümlerin en güzeliyle ölmek islerim. Nasıl mı? Şehid olarak .

“Dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar. Allah Yolu’nda savaşsınlar. Kim Allah Yolu’nda savaşır da, öldürülür veya galip gelirse, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz- (Nisa Suresi 74)

Allah (cc). sehid olanlara çok büyük ve güze, mükâfatlar veriyor. “Allah Yolu’nda öldürülenlere ölüler demeyin. Hayır onlar diridirler. Ama siz farkına varamazsınız..” Bakara Suresi 154

“Allah Yolu’nda öldürülenleri ölüler sanmayın. Hayır onlar diridirler. Rableri katında rızıklanırlar.” (Ali İmran Suresi 169)

İşte ben Allah (c.c) büyük mükâfat diye bahsettiği şeyi, yani Firdevs Cenneti’ni arzuluyorum. Ben cehennem değil, cenneti istiyorum. Bundan dolayı da cihada çıktım. Tatil yapmaya değil, savaşmaya geldim. Hâlâ daha savaşmaya gidenin ben değil de; başkaları olmasını istiyorsam, hayır buna ben katılmıyorum. Çünkü ebedi mutlu olanlardan biri de, ben olmak istiyorum. Hiç sıkılmadan, hiç zorlanmadan, hiç üzülmeden, hiç korkmadan; rasüllerle, nebilerle, velilerle, sıddıklarla, sehidlerle haşrolup, onlarla beraber cennette olmak istiyorum. Şehidlerin; şehid oldukları ilk anda akan tek kan damlasıyla, tüm günahları siliniyor. Hurilerle nikahlan kıyılıyor. Başlarına iman tacı giydiriliyor. Bu tacın üzerindeki tek bir taş, dünyadan ve içindekilerden daha değerli ve güzel. Ve onlar 70 kişiye şefaat edebiliyorlar. Kime mi ? Ailesinden, İslam’a göre yaşayan 70 kişiye, ancak müslüman olarak yaşayanları şefaat edebiliyor ve beraber cennete giriyorlar

Baba, Anne ve kardeşim Gökşen ve akrabalarım; sizler düşünün, bu dünyaya nereden geldik, ne için geldik, niçin ölüyoruz, nereye gidiyoruz? Düşünmekle bunların cevabım bulamazsınız. Allah (cc) bize Kuran ‘da söylüyor ‘İnsanları ve cinleri yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zarıydı Süresi 56) Ne için geldiğimizi Allah (cc) bizlere söylüyor. Yalnızca O’na kul olmamızı, kula kul olmamazı; O’na eş koşmamayı, yalnız O’na ibadet elmeyi, yalnız Ondan yardım istememizi, tek rızık verenin O’nun olduğunu bilmemizi, yani LAİLAHE İLLALLAH kelimesini anlayıp, yaşamanızı istiyor. Sizden tek isteğim. İslam’a göre yaşamanızdır. Ben Gökhan (Zeyd) bana dua edin, Rabbim hakkımda hayırlısını versin.

Ogaden Şehidi Gökhan Süfürlerin şehadet haberi Türkiye’ye ulaştığında, ailesi ile irtibat kurarak görüşen ve günlük olarak yayınlanan Selam Gazetesi’nde muhterem babasıyla yapılan söyleşi:

Muhterem Nureddin Bey bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız ?

—Ben İstanbul doğumluyum. Fakat aslım Selanik göçmenidir. Atalarımın ne zaman göçtüğünü ögrenemedim. Çünkü Annemin babası da, babamın babası da, istiklal Harbi sırasında, şehid düşmüşler Hatta, hiç unutmuyorum, babama şehıd maaşı bağlanmıştı. Ben bunu alamam deyip, bağlanan maaşı kabul etmedi.

Açık konuşmak gerekirse, ben de laik kesim diye adlandırılan kesimden birisiydim. Fakat toplumdaki kastedildiği manasındaki laikliği, kabul etmiyorum. Ben laikliği böyle anlıyorum. Ben kimsenin ibadetine karışmayayım, kimsede benim ibadetime karışmasın. Yani kimse kimseye müdahale etmesin. Mesela benim ailem, kızım daha önce örtünmüyorlardı, oğlum bunları yaptıramamıştı. Ailem bazen namaz kılardı. Ama beş vakit namaz kılmazdı. Biz böyle bir düşünceye sahiptik. Fakat şimdi hepimiz baş vakti namaza bağladık.

—Ne zaman beş vakit namaz kılmaya başladınız?

—Oğlumun şehadet haberi geldiğinden bir süre sonra. Ben, ailem, kızım ve akrabalarımızdan bazıları, beş vakit namaza başladık. Bütün bacanaklarım ve aileleri namaza başladılar, hepsi şu an kapanmış durumdalar,

—Yüce Rabbimız Bakara Suresi 216. ayeti kerimesinde: “Gerçi hoşunuza gitmez ama, size savaş yazıldı {farz kılındı}. Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey hakkınızda iyi olabilir ve hoşunuza giden bir şey de hakkınızda kötü olabilir- Allah bilir siz bilemezsiniz.” buyurmaktadır. Evladınızın *şehid olması sizin aileniz için hayırlı olmuştur. Şehid oğlunuz; size hayattayken yaptıramadığı şeyleri, sehadeiinden soıua yapmanıza vesile oluyor. Şehidin yaşaması budur herhalde,

—Şimdi her namazımda, Allah ‘a dua ediyorum ki, böyle bir çocuğa sahip oldum. 47 yaşından sonra bana, doğru yolu nasib etti. Evladımın mektubu, şehid olmasından sonra elime geçti. Ailemizin birçok ferdine ve yakınlarımıza çok tesir etti. Birçoğu namaza başladı.

-Siz belki ters gelebilir ama, bağışlayın beni. Şu anda oğlunuz şehid olmuş. Eski hayatınız ile yeni yaşantınızı kıyaslar mısınız ?

—Şimdi bu sorunuz acı olsa dahi, bir hakikati ifade edeyim. İçim acı dolu olsa da, şu andaki hayatımdan memnunum. Ateş düştüğü yeri yakıyor, içim kan ağlıyor. Fakat ben yine de şimdiki hâlimden çok memnunum. Akrabalarımdan bazı kimseler, ilk günlerde bana “Bu gençler kandırılıyorlar. Başkalarını da kandırmasınlar. Televizyonlara açıklamalarda bulunalım. Başka aileler de yanmasın, bunların önüne geçelim hiç olmazsa.” diyerek, bazı tekliflerde bulundular. Ben ilk günlerde, bunu çok düşündüm. Beynimi çok kurcaladı. İçimde, bir savaş yaşıyordum. Şayet, televizyon kanallarına çıkıp “Bu gençleri kandırıyorlar.” falan gibi şeyler söyleseydim. Beni seyredenlerin kimisi tasvip edecek, kimisi de etmeyecekti- Gerçek bu, kimisi “Allah belasını versin, bu ne biçim baba. Bir kısmı da, böyle bir evladın böyle bir babası var hayret !..” diyeceklerdi. Toplum, iki değişik tarzda değerlendirecekti.

—Ben bu noktada size bir şeyler hatırlatayım. Bosna Hersek’ teki müslümanlara, Sırplar 1992’nin Mayıs ayı sonlarında saldırdılar. Bu saldırıların ilk günlerinde, birçok Müslüman kadınına, kızına tecavüzlerde bulundular. Kadın, çocuk, ihtiyar demeden, masum insanları katlettiler. O günlerde Türkiye’den bir Selamı Yurdan kardeşimiz, onların yardımına koştu. O’nun şehadetinden sonra; Türkiye’de insanlar ve Müslümanlar. Bosna’ya teveccüh elliler. Birçok Türkiye’li genç de, Bosnalı kardeşlerine cephede yardıma koştu. Laik. Boyalı basın, devamlı olarak Amerika ve Batı taraftarlığı yapmaktadır. Amerika ve Batı’nın isteği doğrultusunda, bu kardeşlerimizi “‘Fundamantalistler, Şeriatçılar Bosna’ya gidip, orada eğitim görüp, geri gelerek burada eylemler yapacaklar. Laik devletî yıkıcı faaliyetlerde bulunacaklar” diyerek; günlerce, haftlalarca televizyonlarında, gazetelerinde karaladılar. Aradan yıllar geçli. Batı, bilhassa Amerika Bosna’ya müdahale edeceğinde; boyalı basın, yine Amerika’nın istekleri doğrusunda, Bosna’ya büyük tantanalarla gittiler. Oradaki Müslüman kardeşlerimizin çektiği acılar, sıkıntılar üzerine destanlar yazmaya başladılar. Çünkü Amerika böyle istiyordu.

—Şehidik mertebesi, peygamberlikten sonraki en yüksek mertebe olsa gerek. Bizi ziyarete gelen yakınlarımız ve dostlarımız ” Üzülmeyin ! Ne mutlu size ki, sehid olan bir evlada sahip oldunuz. Ne kadar iftihar etseniz azdır.” gibi, tesellilerde bulundular. İlk günlerdeki üzüntümüz; dostlarımızın bu tür destekleriyle, şimdi bir sevince dönüşmüş bulunmaktadır. Şimdi bizim evimizde üzüntünün yerini, ibadet aldı.

—Sizin son olarak söylemek istediğiniz şeyleri öğrenebilir miyim ?

—Bütün ailelere Allah böyle bir çocuk nasip etsin. En fazla, bir hafta üzülüyorsunuz. Sonra iftihar etmeye başlıyorsunuz.

—- Bize, konuşma fırsatını tanıdığınız için, size çok teşekkür ediyoruz.

gokhansufurlervesikalik-

Şehid Gökhan (Zeyd) Süfürierin Vasiyeti :

Rahman ve Rahim olan Allah (cr)’m adıyla

Allah’a Hamdolsun.

Savaşın vt Rahmetin Peygamberi Hz. Muhammcd (sav)’ Salat ve Selam

Selam O’nun Ashabının, Ehli Beyrinin bütün LALAHE İLLALLAH Tevhidi Müslümanları üzerine olsun.

Selam Dağlarda kafirlerle cihad eden mücahidlerin üzerine olsun.

Allah (cc) ve Rasülüne İman eden ve Hicret edenere sabr ve sebat versin.

ESSELAMÜ ALEYKÜM VE RAHMETULLAHi VE BEREKATÜH

Genelde tüm Müslümanların, özelde ise aileme aittir. “Size ne oluyor ki Allah Yolu’nda ve çaresizlik içinde bırakılıp ‘Ey Rabbimiz ! Bizi halkı zalim olan şu beldeden çıkar. Bize senin tarafından bir sahip gönder. Bize tarafından yardımcı gönder’ diye yalvaran erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda düşmanla savaşmıyorsunuz.” (Nisa Suresi 75)

Müslümanlar ! Burası Ogaden. Tam 4.5-5 yıldır silahlı bir mücadele veriliyor. Gayeleri ise İlayı Kelimetullahı yükseltmek. Dikkat edin kabile savaşı değil. Ve mücahidler sayısız şehid vermişler ve vermeye de devam ediyorlar.

Bizler bu dünyanın bir imtihan yeri olduğu biliyoruz. Ama imtihana kansın cansız, cihadsız devam ediyoruz. Bu da bizim zilletten kurtulmamızı engelliyor. Karaya oturmuş olan Tevhid Gemisi’ni kanlarımızla yüzdürmenin zamanı gelmedi mi, Artık? Yoksa bizler cennete gireceğimize dair gaybdan haber mi aldık? Müslüman olmakla kurtulunmuyor. Biz mü’min muttakiler olmalıyız. Dönemimizin öncüleri olalım ki arlık Tevhid Gemisi, hareket etsin, yüzmeye başlasın.

“İman edenler Allah (cc) Yolu’nda savaşıriar. Küfredenler ise Seytan (aleyhillane) yolunda. O halde siz (müslümanlar) şeytanın dostlarıylas savaşın. Şüphesiz ki şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa Suresi 76) O hâlde gelin kafirlerle savaşalım.

“O hâlde dünya hayatı yerine ahireti satın alanlar. Allah(cc) yolunda savaşır da öldürülür yahut düşmana galip gelirse, ona biz pek büyük bir mükâfat vereceğiz”

-Allah Yolu’nda öldürülenlere sakın ölüler demeyiniz. Onlar diridirler. Siz idrak edemezsiniz.”

Türkiye’deki Müslümanlardan ve ailemden isteğim, haklarınızı helâl etmenizdir. Benden yana herkese, varsa helâl olsun. Sizden isteğim, benden hak talep edenlere istediklerini, paraysa para, malsa mal, ne olursa olsun, vermenizi ve bunu yalnızca Allah (cc)’ın rızası için yapmanın isliyorum. Allah Sizlerden razı olsun. Ailemden istediğim ise; yalnızca müslüman olarak yaşayıp, müslüman olarak can vermeleridir. Çünkü ayette de böyle geçiyor. Ne yaparsanız yapın ama, müslümanlar olarak can verin. Faydalı olabilmem, yani sehid olursam, Allah’ın izniyle şefaat hakkımı; yalnızca müslüman olur, yaşar ve öylece can verirseniz kullanabilirim. İnşaallah, Müslümanlar olarak can verirsiniz. Buradaki bütün varlığımı mücahidlere bırakıyorum. Pasaportumu ve vasiyetimi müslümanlara ve aileme ulaştırın. İnşaallah aileme bu olay tebliğ edilsin. Ve gücü yeten herkesin, en az bir kaç mücahidi donatacak kadar, maddi yardımda bulunması ve dua etmesidir.

Şehadete kadar cihad parolasını sürdüreceğiz.

Like
Beğen Muhteşem Haha Şaşırtıcı Üzücü Kızgın
2

Hakkında: vadetamam

Kontrol Ediliyor

Ahmet Kerse-31 Ocak 1983

Aslında her güne bir destan yazılabilir burada.. Anadolu’nun yiğit delikanlılarının destanını… Kimisi; evlenmeyi hayal ettiği …

Şehid Sancar Kartal-25 Ocak 2000

SANCAR KARTAL’A Ölümü sırtında taşıdı, O Şehadet için yaşadı.   O kavgadan asla kaçmazdı, Zalimlere …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir