Son Yazılar
Başlangıç » Büyük Doğu-İBDA (sayfa 4)

Büyük Doğu-İBDA

Üstad Necip Fazıl Kısakürek-25 Mayıs 1983

” Necip Fazıl, beş asırlık tarih dilimimizle birlikte içinde bulunduğumuz çağın nabzını yakalayan ve ideali aramayla toprağa bağlanma arasındaki bir berzahta kıvranan insanoğlunun oluş ıstırabını hakikatin hakikatine nispetle heykelleştiren adamdır… “ Salih Mirzabeyoğlu Necip Fazıl (Ahmed Necib) Kısakürek, 26 Mayıs 1904’te, Çemberlitaş’taki bir konakta, Mediha Hanım ve Abdülbaki Fazıl Bey‘in oğlu olarak dünyaya gelir. Dedesi; II. Abdülhamid Han’a bir cuma …

Devamı »

VECD

Allah de ve sus! Başka hiçbir şey söylemeye değmez… Vecd hali budur ve aşk onun sürükleyicisi… Kendini bilmek, kendini unutmakta… Unuttuğunu bile bilmemekte… Bir noktaya geliyor ki, insanda İlâhî tecelli, kendi varlığından başlayarak her varlığa o varlık için bakmak küfür oluyor. İman ise, Allah’ta yok olmak, her şeyi unutmak, hiçbir şeyin farkında olmamak ve kendinden geçmek… İnsan ruhunda şimal ve …

Devamı »

ULU HAKAN ABDÜLHAMİT HAN’IN TAHTTAN İNDİRİLMESİ-27 Nisan 1909

ULU HAKAN ABDÜLHAMİT HAN’IN TAHTTAN İNDİRİLMESİ FETVA Yahudi ve Mason kuklası İttihatçıların bazı din büyüklerini âlet ederek almaya çalıştığı Abdülhamîd’i şeriata ihanetle suçlayan küfür fetvasını, Allah korkusundan bir pay sahibi din adamları reddettikten sonra zamane Şeyhülislâmı Ziyaeddin Efendi verdi. Aynen: «îmam-ül müslimin olan Zeyd, bazı mesâil-i mühimme-i şer’iyeyi kütüb-ü şer’iyeden tayy ve ihraç ve kütüb-ü mez-kûreyi men’ ve hark ve …

Devamı »

NEYE İNANMAK?

Göğsüme dayalı çeneme, ve birbirine kenedli iki elime abanmış, ayaklarımın dibinde bir portakal kadar küçülen dünyayı seyrederken, Tanrıkulunun sesi yetişti: – İnanmak demiştik, değil mi? İnanmak, iman… Ve İnanmanın esası, iç yüzü, hakikati, Allaha inanmak… Gerisi, hakikî inanmanın gölgeleri ve gölgelerin gölgeleri… İnanmak, ona İnanmak için yaratıldı. Allah, inanmayı, insanla kendi arasında bir açık kapı diye bırakmasaydı, münkir, sabahleyin aynada kıravatını bağlarken, gördüğü şeklin kendisi olduğuna …

Devamı »

ABİDE

ABİDE Söyleyen-O, hürmetler içinde dinleyen ben:  – İnkılâp âbidesi olarak heykel”seçildi. Bir (oldu bitti) işi… Heykelin mahiyeti üzerinde düşünülmüş,”güzellik telâkkimize uyup uymadığı muhakeme edilmiş, şartlariyle şartlarımız”arasında tenasüp aranmış değildir. “Madem ki Garp Ulaşıyoruz, orada da heykel”var, niçin bizde de olmasın?..”  Her nokta gibi bunda da olanca nefs”muhasebemiz bu kadarcık…  İnkılâpların müşterek kanunu, şu olmak lâzım: “İnkılâbın madde halinde ilk ve …

Devamı »

Kendinden zuhur diyalektiği

İBDA, lûgat mânasıyla, “benzersiz oluş, icad” mânasına geliyor… Yine lûgat mânâsıyla “kârı tamamen verilene âit olmak üzere sermaye vermek” anlamına geliyor. “Kendinden zuhur” da, kelime delaletinden bile belli ki, “kendi karar verip, uygulayan”… (Savunma’lar) Kendinden zuhur-fütuhî hikmet…Salih Peygambere nisbet edilen Fütuhî hikmet: “Salih” kelimesindeki”fütuhî” hikmetin aslı…Bu hikmetin ona nisbet edilmesindeki sebeb, hiç beklenmedik zamanda dağın yarılarak içinden bir deve çıkması …

Devamı »

Sözün Özü

TEMEL ÖLÇÜ-ŞEHİTLİK ŞUURU İmânın hakikatinin, imân tazelemenin, kesiksiz ve duraksız oluş sırrının ve bütün İbda cephelerinde çırpınmanın kıvılcım kapılacak ölçüsünü, bâtın yolu hakikatinde ifâde eden bir İslâm büyüğünden öğrenelim : -Bu yolda göze alınacak en adi tehlike, ölümünü göze almaktır! Nasıl, muazzam mı?…Adiden tüymek için tertipten kaçmaya ve ulvîyi kendi adiliğine indirmeye yol var mı?…İmân, işlerin en ucuzu mu?…Ve bu olmadan şehitliğin hakikati görünür mü?…Bütün sahtelikleri söz …

Devamı »

31 Mart Vak’ası- 13 Nisan 1909

31 Mart Vak’ası MİLÂDÎ 1909 yılının 31 Mart (Rumî 1325 )- 13 Nisan Salı sabahı, İstanbul, uzak ve yakın bütün semtlerini dehşete boğan tüfek sesleriyle yatağından fırladı. Zaten tarihî şehir, tabiîlik dışı bir hayat sürdüğünün, yaprak kımıldamaz bir havada zelzele bekler gibi bir hâl içinde olduğunun farkındadır. Taksim’den Fındıklı ve Tünel istikametinde ikiye ayrılan, bir kısmı Beşiktaş’a sapan, sonra geriye …

Devamı »

İskilipli Atıf Hoca – Necip Fazıl Kısakürek

    FERT çerçevesinde ilk din mazlumluğunu, İnkılâp tarihine göz atar atmaz, İskilipli Atıf Hocada görüyoruz. Bu muazzam şehit, hiçbir alâkası bulunmayan şapka tepkisinin ruhu farz edilmek veya bu mevzuda şeriat ölçüsünü temsil edici şahsiyet kabul edilmek gibi bir anlayışa kurban gitmiştir. Dâvamız kanun ve hükümete herhangi bir isyan tavrı almadıkları halde mazlumlaştırılan masumlar olduğu için, Atıf Hocayı, işte bu …

Devamı »

“Bugün İslâm İhtilal İnkılabının Tarihini Yazıyoruz” -25 Ocak 2000

                               “Bugün İslâm İhtilal İnkılabının Tarihini Yazıyoruz”        GAZİ E.Ethem KÖYLÜ’den Mektup… Tarih 25 Ocak 2000… Sabaha karşı Metris Cezaevi’nde Kumandan Salih MİRZABEYOĞLU önderliğinde bu tarih yazılıyor. Tırnak içindeki başlık da, O’nun o günün sonunda söylemiş olduğu bir söz. T.C. 5 Aralık 1999 tarihinde uğramış olduğu hezimetin ve yüzlerce askerini rehin bırakarak kaçarken, çizdirdiği karizmasını, düzeltmek ve intikam almak için …

Devamı »