Son Yazılar
Başlangıç » Etiket Arşivleri: Abdülhakim Arvasi

Etiket Arşivleri: Abdülhakim Arvasi

Dâr’ül-Harb ve Dâr’ül-İslâm- Seyyid Abdülhakîm Arvâsî

Dâr’ül-Harb ve Dâr’ül-İslâm   Dâr’ül-harb diye, ahkâm-ı şer’iyyenin cârî olmadığı memâlike denir. Ahkâm-ı şer’iyyenin cârî olmadığı ülke ister müslümân ister müslümândan gayri kimselerle meskûn olsun dâr’ül-harbdir. Ahkâm-ı şer’iyyenin cârî olduğu yerler dâr’ül-islâmdır. Ahâlî gerek müslim ve gerek gayrimüslim olsun. Bu cereyândan murâd, mehâkim ve hukûmetce olan cereyândır. Yoksa eşhâs beyninde cereyân-ı ahkâma bu bâbda hüküm yokdur. Zîrâ şahs-ı müslim her …

Devamı »

Türk İrfanı

  Tanrıkuluna bu defa ben bir mevzu takdim etmek istedim: – Efendim: Türk irfanını köklendirmek ve temellere bağlamak için yol nedir? İnsanoğlunun ruh ve kafa mahsûlüne verilen isim; İrfan… İnsana nutuk sahibi hayvan denildiğine göre, irfan, onun temel sermayesi, kâinat manzumesindeki üstün yerini tutan ana cevheri, biricik vücut hikmeti… Ferdler, cemiyetler ve milletler İçin ondan büyük ihtiyaç düşünülemez. İsâ Peygambere …

Devamı »

Mübtedîler için mektub sureti

Mübtedîler için Tarîkat-ı Aliyye-i Nakşıbendiyye’nin Âdâbını Mübeyyin Bir Mektup Sûreti Bismillâhirrahmânirrahîm Dânâ ve âgâh olunuz ki sizin ve kâffe-i nâsın saâdet-i dîniyye ve dünyeviyyesi Mevlâ-yı Hakîkî olan Zât-ı Hakk Celle ve Alâ’nın ism-i mübârekinin zikri ile evkâtını ma’mûr eylemekle hâsıl olur. Şu kadar ki; ya bir mürşid-i kâmilden ve yâhud mürşid-i kâmilin âdâb-ı tarîkat ve şerîata bid’âlar icâd etmeyen sahîh’il-intisâb me’zunlarından ahz-ı …

Devamı »

Üstad’ın Kaleminden “İhlasçı”lar

ACEZE BASIN Türk basını, her çeşit günlükler ve haftalıklarla beraber 2 buçuk milyona varan bir (traj-baskı) sahibidir. Bu miktarın 2.300.000’i İstanbul gazete ve dergilerine ait, gerisi de, Ankara ve İzmir dahil, bütün Anadolu’ya… Yine bu miktarın en aşağı 1 buçuk milyonu da satıştır. Demek ki, bu memlekette ancak 100 kişide 4 kişi gazete ve dergi okur. Bunlar arasında birkaç gazete …

Devamı »

Büyük Doğu ve İbda; Bir aynîyetin iki kanadı!

İbda Büyük Doğu’nun muradı ve maksadıdır. Bunu daha önce de ifâde etmiştik. Zâten bu durumu İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu, hem eserleri, hem hayatı, hem de Üstad Necip Fazıl’a olan nisbeti ile isbatçısı olmuştur. Lâfın fazlası ahmağa söylenir. 60 küsür ciltlik İbda Külliyatı’nda bunu görmeyen adama ne söylenebilir ki? İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’nu evvel emirde bir “ademe mahkum etme” olayı vardır. …

Devamı »

Büyük Buluşma

  BÜYÜK ZAT Cami… Girince sol tarafta, yerden bir iki basamak yüksekliğinde, balkonumsu bir yerde, sarıklı, ilk bakışta esmer, beyaza yakın kır ve uzun sakallı bir zat… Önünde, kitabını koyduğu küçük bir yer masası… Etrafında, diz üstü veya bağdaş kurup oturmuş bir küme insan… Aralarına geçip oturduk. Kısık, donuk, birden bire ahengi anlaşılamıyan peçeli, zarflı bir ses… Fakat son derece …

Devamı »

SIR ve ZİKİR

SIR İşte «rabıta»; işte Kur’ânla, Kur’ânın sonsuz derinliklerinde kaybolanların görebildiği mutlak ölçüyle sabit ve kat’i keyfiyet… Erenler yolunun da, her şeyin de sahibi Allah Sevgilisinden sonra baş kılavuz Ebu Bekir, Efendisine, Kâinatın Efendisine o türlü rabıta etti ki mahrem yerlerde, el ve yüz yıkama yerlerinde bile bu rabıtayı çözememekten yine O’na şikâyet etti. Bütün erenler bu yoldan erdi. Rabıta, Allahta …

Devamı »

İBDA ve İBDA-C Nedir?

İBDA-C’nin daha iyi anlaşılması için İBDA’nın kısaca tarif ve izahını yapmak istiyoruz… Kumandanımız Salih Mirzabeyoğlu’nun “İBDA DİYALEKTİĞİ” adlı eserinden aynen aktarıyoruz: “BÜYÜK DOĞU’nun sırrı İBDA ve İBDA’nın sırrı BÜYÜK DOĞU’dur…” “İBDA, İslam’a muhatap Anlayışı temsil makamındaki BÜYÜK DOĞU’ya nisbet vasfını gösteren bir sıfattır.” “Demek oluyor ki, İslam ruhunun eşya ve hadiseler ‘ karşısında “nasıl” tavrını temsil eden Büyük Doğu gövdesine …

Devamı »

Sözün Özü

TEMEL ÖLÇÜ-ŞEHİTLİK ŞUURU İmânın hakikatinin, imân tazelemenin, kesiksiz ve duraksız oluş sırrının ve bütün İbda cephelerinde çırpınmanın kıvılcım kapılacak ölçüsünü, bâtın yolu hakikatinde ifâde eden bir İslâm büyüğünden öğrenelim : -Bu yolda göze alınacak en adi tehlike, ölümünü göze almaktır! Nasıl, muazzam mı?…Adiden tüymek için tertipten kaçmaya ve ulvîyi kendi adiliğine indirmeye yol var mı?…İmân, işlerin en ucuzu mu?…Ve bu olmadan şehitliğin hakikati görünür mü?…Bütün sahtelikleri söz …

Devamı »

HİCRET- ÇÖLE İNEN NUR’DAN

  KARARGÂH MEDİNE Allah’tan, küfre silâhla karşı çıkmak emri geldi ve artık karargâh Medine… — Teker teker, üçer beşer, Medine’ye göç etmeye başlayınız! Öncüler harekete başladı. İlk giden Ebu Seleme olmuştu. Medinelilerin biy’atinden bir yıl evvel… Sonra Âmir bin Rebia ve zevcesi Leylâ… Arkasından Abdullah bin Cahş… Derken bölük bölük sahabî Hazret-i Ömer ve yakınları.. Hazret-i Osman ve Habeşistan’dan dönenler.. …

Devamı »